Genciz, dinamiğiz, enerji doluyuz; biz, geleceğiz.

Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) pek şirin bir üniversite. Rektörün gençlere seslenişi de öyle: “Siz kıymetli gençlerimizin yanında olmaktan, geleceğe birlikte yürümekten büyük mutluluk duyacağız.” Hemen ekliyor: “Anadolu’nun tam kalbindeyiz. Hoşgörünün başkenti Konya’da. Dünyayla entegre, sektörle iç içe bir üniversite olarak sizleri bekliyoruz.

Böyle hoşgörü, birlikte hatta iç içe olmaktan söz eden sıcak bir mesaja kim kulak vermez? Hem rektör, “Yarım asırlık fakültelere, çok deneyimli akademik kadrolara ve dolayısı ile köklü bir geleneğe ve kültüre sahibiz,” diyor. Hem de marka değerinden haberdar bir anlayışla: “Marka değeri yüksek, yenilikçi ve dinamik bir devlet üniversitesiyiz,” diyor.

Hem rektör genç olmaya da önem veriyor, “O yüzden genciz, dinamiğiz, enerji doluyuz; biz, geleceğiz,” diyor. “Sevgiyle kalın,” diyor. Çok şirin!

Neden Konya?

Kenti ve üniversiteyi öğrencilere şirin gösterme çabası, NEÜ web sitesinden adeta fışkırıyor:

Anadolu Selçuklu Devleti’nin başkenti…

Kültür ve medeniyetin beşiği, sanatın, tarihin ve bilimin birlikte yoğrulduğu şehir…

Hz. Mevlana’nın ve nice gönül sultanının şehri…

İlmin ve hikmetin,

Hoşgörünün, tevazuunun, şefkat ve merhametin şehri…

Mevlana hoşgörüsü ile bütünleşmiş, Türkiye’nin en hızlı gelişen şehirlerinden, güvenilir ve huzurlu…

Bitmedi. Konya’ya her yerden (yurt içinden ve dışından) ulaşım kolay. Konya, Türkiye’nin en önemli öğrenci şehirlerinin başında. Anne babaların ilk tercihlerinden biri. Öğrenciler Konya’da kendilerini evlerinde gibi hissediyorlar. Konya, “gelenekleri, insanı kuşatan tarihi izleri ve kendine has güzellikleriyle sizi huzura çağıran bir şehir.”

Konya müthiş. NEÜ de Konya gibi. Hiç eksiği yok:

Güçlü ve nitelikli akademik kadro,

Öğrenciyi merkeze alan eğitim anlayışı,

Ülke ekonomisine katkı sağlayacak bölümler,

Öğrencilere staj imkânı,

Öğrenci değişim programları ile yurt dışında eğitim,

100’ü aşkın aktif öğrenci topluluğu,

Çifte diploma imkânı,

Öğrenci ve akademisyenlerine gelişmiş araştırma olanakları,

Bilimde öncü, ulusal ve uluslararası alanda söz sahibi,

Sivil toplum kuruluşları, kamu kurumları ve özel kuruluşlar ile ortaklaşa yapılan faaliyetler,

Çok sayıda sosyal sorumluluk projesine destek…

Sayılar

Bu sunum yetmezmiş gibi, sayılar da veriliyor: 20 fakülte, 6 meslek yüksekokulu, 26 araştırma merkezi, 4 enstitü, 8 koordinatörlük. Ardından öğrenci sayıları: 25454 lisans, 2872 ön lisans, 5664 lisansüstü ve 1181 pedagojik formasyon öğrencisi. Toplam 35171. 1909 öğretim elemanı, kadar. 1149 idari personel? Bu kadar çok öğrenci olması ne anlama gelir; “NEÜ bir diploma fabrikası mıdır?” Bunlara değinilmemiş.

Yönetim erkeklerde

Yönetimde ve üniversitede kaç kadın yer alıyor, buna da hiç değinilmemiş. Hızla bakalım.

Rektör bir ilahiyatçı. AKP eski milletvekili. Milletvekilliğinin ardından Türkiye Maarif Vakfı Yönetim Kurulu Başkanlığı yapmış. Tahmin etmiş olabilirsiniz, rektör erkek. Evli ve 2 çocuk babası. Üç rektör yardımcısı var. Üçü de erkek. İkisi evli ve üç çocuklu. Üç rektör danışmanı var. Üçü de erkek; ikisi evli ve üç çocuklu.

Genel sekreter de bir erkek. O da evli ve üç çocuklu. Genel sekreterin pek rastlanmayacak özellikleri olduğu görülüyor. Türkiye İmam Hatipliler Vakfı Genel Başkanı olması gibi. (Ayrıca Milli İrade Platformu, Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı, İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği, Sivil Dayanışma Platformu, Eğitime Destek Platformu, Konya Sivil Toplum Kuruluşları Platformu, Konya Gazeteciler Cemiyeti ve başka kuruluş veya platformlarda da yer almış).

Diğer yönetim organlarına bakıldığında, kadınların ancak NEÜ Yönetim Kurulu ve Senatosu’na girebildiği görülüyor. Yönetim Kurulu’nda 22 üye var; ikisi kadın. Senato geniş ama kimi fakültelerin temsilcileri ile dekanları aynı kişi. Bu kişilerin hepsi erkek. Toplam 53 adın yer aldığı senato üye listesinde 7 kadın bulunuyor. Yüzde onbeş bile değil.

Erbakan ve sahte üniversite

Web sitesinde Konya ve üniversite gibi, Erbakan için de övgüler diziliyor. “27 yaşındayken Türkiye’nin en genç doçenti oldu,” sonra “Türkiye’nin ilk yerli motorunu üretti,” ve hatta “Devrim Otomobili” diye anılan “ilk yerli otomobili imal etti” uydurmacasına da yer veriliyor. Birçok fotoğrafın bulunan sitede, iki fotoğrafta Erbakan ve Erdoğan yan yana yer alıyor. Erbakan’ın Kıbrıs’ın “tamamının alınması” için ısrarcı olması, yani Kıbrıs’ın toptan işgal edilmesini istemesi de özellikle vurgulanmış.

Erbakan’ın ne 1., ne de 2. MC Hükümeti sırasında yediği haltlardan, ne uyduruk temel atma törenlerinden, ne kadrolaşmadan söz edilmiş. “Kadayıfın altının kızarması” da yok, Türkiye kanlı bir darbeye doğru itilirken, 30 Nisan 1980’de Başbakan Demirel’e bir tepsi kadayıf götürmesi de. Rejim değişikliği için, “Kanlı mı olacak, kansız mı?” demesi de…

Bu olgular artık önemli değil. Rejim çoktan değişti ve üniversiteleri ele geçirdi. Üniversitelerin MC ortaklarının adlarıyla anılması da şaşırtıcı değil. Her üniversite büyük bir seçim yatırımı, kadrolaşma olanağı, büyük bir rant furyası demek. Vitrin şirin olsun, öğrenci çeksin, sayılar büyüsün, ekonomi dönsün, gerisi boş. Ne demişler? “O yüzden genciz, dinamiğiz, enerji doluyuz; biz, geleceğiz.”