Konuklarıyla en çok beğendikleri kitapları, en çok beğendikleri filmleri ve başlarından geçen ilginç olayları konuşan “2 hafta 1gün” adlı podcast programının yapımcısı, gazeteci Burak Tatari ile konuştuk.

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Galatasaray Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümü mezunuyum. Üç yıl boyunca Tempo Dergisi’nde muhabir olarak çalıştım. 4 yıldan uzun süredir ise Medyascope ana haber bültenini sunuyorum. Medyascope’un podcast yöneticisiyim, bir yıldan uzun süredir de kendi podcast programımı veriyorum, podcast eğitmenliği ve mentörlüğü yapıyorum.

Konuklarınızla en çok beğendikleri kitapları, en çok beğendikleri filmleri ve başlarından geçen ilginç olayları konuştuğunuz “2hafta 1gün” isimli podcast programınızı yapma fikri nasıl ortaya çıktı ve bu konuları konuşmaya sizi çeken şey neydi?

Filmler, diziler ve kitaplar bizi birbirimize bağlayan konular. Beğendiğimiz bir filmi, diziyi ve kitabı sevdiklerimizle paylaşmak istiyoruz, onlar da izlesin ki üzerine konuşalım diye. Öte yandan, tanıdığımızı sandığımız kişileri bile aslında tanımıyoruz. Onlarla izledikleri ve okudukları üzerine konuşmak onları daha yakından tanımamıza yol açıyor. Bir yandan da bizi yakınlaştırıyor. Bu nedenle podcast’te muhabbet etmekten keyif alacağım kişileri konuk etmek istedim.

Programınızın isminin “2hafta 1gün” olmasının sebebi nedir ve programınızı hazırlarken nasıl bir metot izliyorsunuz?

Konuyu sınırlamak adına bir zaman aralığı koymam gerekiyordu. Kendim üzerinden düşününce 15 günde epey bir şeyler okumuş ve izlemiş oluyorum. Bir yandan da aklımdan her bölümü ortalama 25 dakika ile 35 dakika arası sürecek bir program geçiyordu. Bunu da yaklaşık bir işe gidiş yolculuğu süresi olarak hesapladım. 15 günü nasıl ifade edebilirim diye düşünürken bir arkadaşım,‘’2hafta 1gün’’ desene diye öneride bulundu. Benim de çok hoşuma gitti.

Podcast, 2. sezonuna girdi. İlk sezonda ağırlıklı olarak ünlü kişileri konuk ettim. Konuk daha ön plandaydı. Bu sezondaysa önceliği konuya veriyorum. Konuklarımla bir yazar, bir yönetmen, bir kitap, bir dizi veya filmi ele almaya ve biraz daha derinleşmeye ısrar ediyorum. Kimi bölümlerde de tek başıma etkilendiğim bir kitap, dizi veya filmi anlatıyorum.

Podcast dinlemek isteyen bireyler onlarca programın içerisinden “2 hafta 1gün’ü neden tercih etmeli? Bu hazırladığın program ile dinleyecilere vermek istediğin mesaj nedir ve dinleyicilerden nasıl bir tepki aldınız?

Ben de podcast başladığından bu yana, çok daha fazla film izliyor ve kitap okuyorum. Keyif aldığım alanlarda ilerleme de kaydedebiliyorum böylelikle.

Yıllardır program yaptığım için, bir içerikte, söyleşide veya monologda içerik kadar temponun da önemli olduğunu düşünüyorum. 2hafta 1gün, içeriğiyle olduğu kadar, temposuyla da iddialı. Dinleyenleri sıkmadığını ama bir yandan da çok bilgilendirdiğini, yeni film, dizi ve kitaplara yönlendirdiğini düşünüyorum. Bu tip geri dönüşler oluyor. Biraz da keyfime bakıyorum, ben de keyif alıyorum yani. Sıcak Türkiye gündeminden kaçışım oluyor.

“2hafta 1gün” adıyla hazırladığın podcast programını dinlemek isteyen bireyler hangi mecralar üzerinden içeriklerine ulaşabilir, programının abone sayısı kaçtır?

Youtube’dan Spotify’a, Google Podcast’ten Apple Podcast’e hemen her platformdan ulaşabilirler. Spotify abonelerim 4 binin üzerinde, Youtube 1.600’ün üzerinde. İlk başladığımda sohbetlerin sonunu direk bitiriyordum, hızla… Dinleyicilerin ricaları üzerine orayı uzatıyorum. Formata uyduğu sürece konuk önerilerini dikkate alıyorum. Ulaşan hemen herkesle konuşuyorum.

Hazırladığın programın bir gelir modeli var mı? Ayrıca Türkiye’de genel olarak podcast formatından gelir elde etmek isteyen bireyler hangi gelir modellerini tercih ediyor?

Açıkçası reklam üzerinden gelirim olacağını düşünüyordum. Ama başka şekilde oldu. NewsLabTurkey Akademi’de eğitmenlik ve mentörlük yaptım. Halen eğitmenliğe devam ediyorum. Podcast Türkiye’de henüz serpilmekte olan bir mecra. Çok az kişi reklam alıyor. Kimi üreticiler bağış ve abonelik üzerinden gelir modeli oluşturdu.

Gazeteci Burak Tatari olarak Türkiye’den podcast formatında yayınlanan hangi programları beğeniyorsunuz ve Türkiye’de podcast yayıncılığının geleceği konusunda ne düşünüyorsunuz?

Beğendiğim birçok podcast programı var. Mirgün Cabas ve Can Kozanoğlu’nunNereden Başlasam”ı, Özgür Mumcu ve Eray Özer’inYeni Haller”i, Nilay Örnek’inNasıl Olunur?”u, Alp Ulagay ve Mert Aydın’ınAda Sahilleri”ni en başa yazabilirim.

Türkiye’de podcast yayıncılığının parlak bir geleceği olacak. Ama önce pandemi koşullarının geçmesini beklemek gerekiyor. Podcast’in ivmesi salgınla birlikte kırıldı. Bunun da sebebi, podcast’in aktif şehir hayatında dinlenmesi. Evde otururken dinlemeye çok uygun olduğunu düşünmüyorum podcast’in.

Podcast formatında bir program hazırlamak isteyen ama bu konuda hiçbir bilgisi olmayan gençler bu işi öğrenmek için nereden başlamalı ve gençlere tavsiyelerin nedir?

Gençlere tavsiyem başlamadan önce iyice düşünmeleri ve taşınmaları. Başta masraf yapmasınlar. Bilgisayarları üzerinden dahi kaydedebilirler. Önce bir planlama yapsınlar. Sürdürülebilir bir konu olup olmadığına karar versinler. Podcast mecraları 10-15 bölüm yapılıp kalmış birçok programla dolu. En önemlisi istikrar ve sabır. Teknik konulara gelince… Her gencin kolaylıkla altından kalkabileceğini düşünüyorum. O nedenle içeriğe odaklansınlar.

Son olarak çok sayıda insan podcast formatında program hazırlıyor. Ancak genellikle dinleyiciler hep kendi çevrelerinden duydukları veya tanıdıkları isimleri dinlemeyi tercih ediyor. Ayrıca programa konuk olarak aldıkları isimler de genellikle kendi tanıdıkları oluyor. Sosyal medyada da çoğunlukla dinleyeciler kendi dinledikleri veya konuk oldukları programın PR çalışmasını yapıyor. Siz Burak Tatari olarak farklı kesimlere ulaşabildiniz mi? Bu döngüden çıkış mümkün mü?

Ben podcast programıma 4 yıl boyunca Medyascope’ta hiç konuk almadığım isimler çıkardım. Hatta tanıdığım insanları çıkarmayı tercih etmedim. Bu da sizin söylediğiniz gibi, podcast’in çok farklı kesimlere ulaşmasını sağladı. Mehmet Demirkol, Ezel Akay, Tuba Ünsal, Baki Tezcan’ı düşünün…Her birini dinleyenler çok farklı. Bir süre sonra, kemik bir dinleyici kitleniz oluyor. Ve onlar sizin çıkardığınız konuklara ve en önemlisi size güveniyorlar.