Epidemiolojist Leopoldo Salmaso ile ropörtaj

30.03.2020 - L'Antidiplomatico

Epidemiolojist Leopoldo Salmaso ile ropörtaj

(11 Mart 2020 tarihinde lantidiplomatico.it adresinde yayınlanan ropörtajın Nükhet Akgün Bordignon tarafından yapılan Türkçe tercümesi)

İtalya’daki durum ve Covid-19 nedeniyle hayatını kaybeden insanların sayısı hakkında ne düşünüyorsunuz.?

İtalya’da mevsimsel grip nedeniyle her yıl hayatını kaybeden insanların sayısı bugün Covid-19 nedeniyle hayatını kaybeden insanların 20 katı. Neden her yıl yoğun bakım üniteleri dolmuyor? 10 Mart 2020 saat 18:00’de açıklanan verilere bakalım. 8514 vaka sayısı, 631 ise hayatını kaybeden kişilerin sayısı. Bu örnek ciddi bir şekilde seçili bir veriyi yansıtıyor. Çünkü testler yalnızca hasta olan insanlara yani ciddi belirtiler gösteren insanlara yapıldı. Ilaria Capua da dahil olmak üzere uzmanların çoğu asemptomatik vakaların 10 ile 100  kat olmak üzere daha yüksek olduğuna inanıyor. Bu nedenle %7.4’ olarak verilen ölüm oranı en az 10 kat daha düşük olabilir.

Resmi verilerinin ulaşılabilir olduğu, İtalya’daki son dönemsel/mevsimsel grip hakkında bize daha fazla bilgi verebilir misiniz?

Elbette. 2017 ve 2018 tarihleri arasında 8,7 milyon kişi grip benzeri sendromlar nedeniyle telefonla aile hekimlerine başvurmuş. Bunların 1/4’ü doktorlar tarafından muayene edilmiş. Grip nedeniyle çoğu yaşlı olmak üzere 18.000 kişi hayatını kaybetmiş. Bu 18.000 kişiden yalnızca 173’ü (yani %1’i) yoğum bakımda hayatını kaybederken  yoğum bakımda bulunan hastaların 764 tanesi resmi olarak ağır grip vakaları olarak kayıt edilmiş. Yani geriye kalan 17.000 kişi onaylanmış bir grip teşhisi olmadan ya kendi evinde ya huzur evinde ya da hastanelerin herhangi bir biriminde hayatını kaybetmiş gözüküyor. Eğer medya iki yıl önceki bu mevcut durumu yansıtsaydı hergün 750 yeni hasta girişi yapılmak üzere 75.000 den daha fazla sayıda hasta yoğum bakım ünitelerini doldurmuş olacaktı. Şu an yalnızca grip vakası nedeniyle toplam 650 hasta yoğun bakımda bulunuyor. Bu veriler panik salgınıyla karşı karşıya olduğumuzu kanıtlıyor. Bunun en önemli nedeni de medya.

Bize İtalya’nın ölüm oranı en yüksek ülke olduğu söyleniyor. Bu da Avrupa’da hastalığı yayanlar olarak görülmemize neden oluyor ki artık tamamen izole olmuş durumdayız ve benim gibi bir sürü insan ülkesine geri dönemiyor.

En güvenilir veriler Güney Kore’den geliyor ki ölüm oranı 1000’de 6 olarak belirlendi. Bizdekinin 1/12’si. Bu da neden Kore’nin en başından beri test yaptığını (200.000’den fazla) açıklıyor ve yukarıda belirtmiş olduğum gibi istatiklerimizin vaka sayısı ve ölüm sayısı oranını yanlış bir şekilde büyüten çok düşük ve seçilmiş bir payda üzeirnde yapıldığını doğruluyor.

Whatsapp gibi yaygın olarak kullanılan hızlı iletişim araçları  ve sosyal medya üzerinden yoğun bakımda çalışan doktorların endişe verici mesajlarını görüyoruz. Bunun hakkında bir şeyler söylemek ister misiniz?

Sağlık sistemimiz kıskanılacak bir kalite ve maliyet oranı ile İtalya’yı dünyanın tepesine yerleştirdi. Ancak 1992 yılından beri,  özellerştirmelerle birlikte, yoğum bakım gibi pahalı olan birimlere yatırım yapmak gibi bir niyeti olmayan özel sektörün lehine olmak üzere dağılmaya başladı. Bunun yeterince tartışılacağına inanmıyorum. Bununla birlikte ağır Covid-19 hastalarıyla çalışmaktan ötürü baskı altında olan doktor, hemşire ve sağlık görevlilerinin ifadeleri insanı açıdan anlaşılabilir lakin bu ifadeler salgının gerçekten anlaşılabilmesi için yanıltıcıdır. Bu durum gemi kazasının hikayesini oluşturmak için Titanik’in kurtarma sandalında bulunan bir denizcinin tanıklığını kullanmaya benziyor. Ancak burada yalnızca birkaç tane kurtarma teknemiz var. Ne Titanik var ne de buzdağı. Ne epidemi var ne de pandemi. Böyle bir sansasyona neden olan iki kötü şöhretli örneğimiz var. Korona virüsün varyantları olduğu bilinen Sars ve Mers. 2002 yılında Sars vakası toplam 8000 iken Mers vakası 800 olarak kayıt edilmiş. Unutmayın ki Sars’ın ölümcüllüğü %9 iken Mers’in ölümcüllüğü %38 oranında.

Virüs nedeniyle hayatı etkilenen birçok insanı kurtaracak olan aşının hazır olduğuna dair İsrail ve Amerika’dan haberler geliyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Bir aşı için mi bu kadar gürültü? 2017 ve 2018 yılları arasında görülen genel gripte yaygın olan tür A/H1N1pdm09’du ki daha çok H1N1 ya da ‘domuz’ olarak bilinir ve sadece o yıl değil önceki yıllarda da 65 yaş üzeri İtalyanların yaklaşık yarısına yapılan aşıların içine dahil edilmiştir. Bu tür 2009 yılında Amerika’da domuz gribinin bir çeşidi olarak ortaya çıkmıştır. 2010 yılında Sağlık Bakanımız domuz gribi(H1N1) ile mücadele için  Novartis ‘e 184 milyon avro ödemeyi planlıyodu, ancak o pandemi de gerçekte gerçek bir aldatmacaydı. İtalya’da bir milyondan az kişiye bu aşı yapıldı ve 9 milyon doz hastanelerin buzdolaplarında kaldı. Netenyahu seçimlerden bir hafta sonrası için aşı sözü verdi ve Amerika da işsiz ya da sağlık sigortası olmayan ve bir test için ciddi miktarda para ödemek zorunda olan seçmenler ile beraber seçim kampanyasında. Dünyada en yüksek yanlış pozitif sonucu da onlarda. Bu bilinen durum göz önüne alındığında  İsrail ve Amerika hakkında konuşmak Kızıl Haça ateş etmek gibi olur.

Virüsün yayılmasına engel olmak adına hükümetin aldığı önlemler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ünlü yazar  Ennio Flajano “İtalya’da durum ağır ama ciddi değil” derdi. Elimizdeki tüm veriler ışığında durumun ciddi ama ağır olmadığını söyleyebiliriz. “Ciddi” kelimesini kullaniyorum çünkü alınan önlemler ciddi ve sorumluluk sahibi olduğumuzu gösterme kaygısı taşıdığımızı yansıtıyor. Kendime soruyorum ‘Ama kime karşı?’ Avrupa Birliği ve Nato’ya karşı mı? Neden İtalya vatandaşlarına karşı değil? Ciddiyetin ilk şartı tutarlılıktır ve her vatandaş bu 40 gün içinde yetkililerden ve uzmanlardan tutarlı mesajlar alıp almadığını biliyor. Fırtınanın ortasında kalan Doktor Walter Ricciardi hem iç hem dış cephede harikalar yarattı. Fırtınanın şiddeti arttığında, yelkenler yırtıldığında ve gemi su aldığında yalnızca suyu boşaltmaya çalışır ve sesinizi kesersiniz. Bilim ve vicdan söz konusu olduğunda suyu boşaltmaya, yırtılan birkaç yelkeni tamire ve hemen hemen sessiz olmaya inanıyorum. Hemen hemen dedim çünkü 30 yıldır neoliberal politikalar nedeniyle harap olmuş hastanelerde düşük ücretle zor şartlarda çalışan meslektaşlarımın yanındayım. Ancak  anonim bir şekilde ‘büyükanne ve büyükbabalarını ölüme terkeden torunlar’, ‘yürüyüşe çıkan bilinçsiz insanlar’ gibi konular ile kaygı terörünü besleyen, “2020’nin vebasına karşı” bir işe yaramayacak ürünleri pazarlayan sözde meslektaşlarıma karşı avazım çıkana kadar bağırıyorum. Tekrar ediyorum; bugün hastanelerde ön saflarda çalışan insanlar büyük bir stres altındalar. Bu insanlar desteklenmeli, onlara saygı duyulmalıdır ve hastanede çalışan insanların virüs almaması için ciddi önlemler alınmalıdır. Ancak benim de yaşadığım Veneto bölgesine ait günlük bir gazetede bugün yoğun bakım ünitelerinde toplamda 498 yatak olduğu ve yoğun bakımda korona virüs nedeniyle yalnızca 69 hastanın bulunduğu yazıyordu.

Otoritelere geri dönelim: Okula gidemeyen ve anne babaları işe gitmek zorunda olan torunlarına bakmak için başka şehirlere gitmek zorunda kalan büyükanne ve büyükbabalar 3 ay hapis cezası ile tehdit ediliyor. Ancak anne babalar çalışmak için binlerce çalışanın olduğu şirketlere gidebiliyorlar ve bu durumda virüsün yayılması ile ilgili kaygılar ikici plana atılıyor. Ana akım medya da dahil olmak üzere panik havasını besleyen insanlara karşı herhangi bir yaptırım gördünüz mü?

Bu durumda tutarlılık göstermeyen yetkilileri suçluyorsunuz, doğru mu?

Kesinlikle, tutarlılık göstermiyorlar. Sorumlu ve bilinçli davranmak için önce tutarlı olmak gerekir. 40 gündür ısrarla düşündüğüm ve söylediğim şey şu; gerçek pandemiler ile karşılaştırdığımızda içinde bulunduğumuz fırtına, Truman Show filminde Truman Burbank’ın yüzleşmek zorunda olduğu şeye benziyor. Yanılmayı çok isterdim ama dikkate değer tek bir fark görüyorum. Bizim yetkililerimiz Christof değiller. Kontrol dairesinde değiller Truman, ben, siz ve diğer 60 milyon insanla beraber aynı gemide bulunuyorlar. Bu bir teselli olur mu bilmem ama ben Christof’un yerinde ne Brüksel’deki politikacıları ne de Trump’ı görüyorum. Ancak daha ocak ayının ortasındayken kontrol odasında CNN, NYT, Guardian ve diğer ana akım medya sürüsünü gördüğümü söyleyebilirim.

Kategoriler: Avrupa, Sağlık, Siyaset, Uluslararası, Uluslararası konular
Tags: , , , , , ,

Bülten

Elektronik posta adresini gir ve günlük haberleri sana gönderelim

Search

 

International Campaign to Abolish Nuclear Weapons

International Campaign to Abolish Nuclear Weapons

Arşivler

Except where otherwise note, content on this site is licensed under a Creative Commons Attribution 4.0 International license.