Çivilerin Şiddeti (Görülmeyen Şiddet 1. Bölüm)

14.02.2020 - Serdar Değirmencioğlu

Çivilerin Şiddeti (Görülmeyen Şiddet 1. Bölüm)
ZIBIK - Pexels

Türkiye’de geçen ay kaç kadın öldürüldü? Bianet’in çetelesine göre 21 kadın. Bir önceki ay 23, Eylül ayında ise 37 kadın. Bunlar kayıtlara geçenler. Her zaman kayda geçmeyenler olur. Bu nedenle kayıtlar hep asgariyi gösterir. Öldürülen kadınlar ne kadar acı çektiler, onun ölçüsü ise yok. Her gün ölüm tehditi ile yaşayan, erkek egemen düzende var olmaya çalışanların sayısı da belli değil. Ama çok yüksek olduğu kesin.

Türkiye’de insan haklarını ciddiye alan sosyal bilimciler ölüm kalım çeteleleri tutarlar. Bu yıllardır böyle. Roboski’de kaç kişi katledildi? Gezi ayaklanmalarında kaç kişi öldürüldü; kaç kişi gözünden oldu? Bodrumlarda kaç kişi yakıldı? Bilmek, unutmamak ve unutturmamak için uğraşmak gerekiyor.

Çocuklar ve haklarını ciddiye mi alıyorsunuz? Yine saymak gerekiyor. Kaç çocuk dinbazların yurtlarında yanarak öldü? Ya da Kuran kurslarında? Sayıları tutmak, ayrıntıları bilmek gerekiyor. Liste uzun. Zırhlı araçlar tarafından öldürülen çocuklar? Süren ama adalet sağlaması beklenemeyecek davalar. Berkin Elvan’ın davası. 16 duruşma bitti, 17inci duruşma 16 Mart tarihinde. 

Öldürülen çocukların sayısını tutmak, davaları izlemek, olanları yazmak, hesap sormak hepsi çok ağır, ama yapmamak olmaz. Bilmek, unutmamak ve unutturmamak için uğraşmak gerekiyor. Türkiye’de kara listeler uzun. AKP rejimininki, 12 Eylül rejimininki, 12 Eylül öncesininki. Hepsi uzun. Bilmenin, unutmamanın ve unutturmamanın yükü ağır. 

Türkiye şiddet batağında, battıkça batarken, yük daha da ağırlaşıyor. Günlük yaşamda şiddet her yandan fışkırıyor ve insanları kuşatıyor. Şiddet o kadar çok ve çeşitli ki, bilinmeyen, görülmeyen, konuşulmayanı da çok. 

Size görülmeyen şiddetten söz etmek istiyorum. İstanbul’da Göztepe’yi saran şiddetten. Örneğin, çivilerin şiddetinden. İnşaat çivilerinden söz ediyorum. 

Göztepe’de “kentsel dönüşüm” diye adlandırılan yıkım süreci başladığında bu çivilere her yerde rastlanıyordu. Oturduğumuz binanın tam karşısındaki bina yıkılıp, yerinde inşaata başlandığında bu çiviler bize daha da yaklaştı. Öyle ki, kapının önünde, kaldırımda çivilerle dolu tahtalar bulmaya başladık. Karşıda süren inşaatın kamyonları, gürültüsü, tozu pisliği yetmezmiş gibi çivileriyle de uğraşmak zorundaydık. 

Gidip inşaat kalfasını çağırdım. “Bak, bu tahtalar çivi dolu. Çivilerin hepsi havaya bakıyor. Buradan çocuklar, hayvanlar, yaşlılar geçiyor. Ayaklarına batabilir. Niye buraya koyuyorsunuz?” dedim. Kalfayla ilk kez konuşmuyordum. Kalfa olağan pişkinliği ile, “Aklı olan basmaz!” dedi. Konuşmak boşunaydı; o ikna olmak için para almıyordu. İlle bir çeşit güç gösterisi, zabıtanın gelmesi veya kaba şiddet gerekiyordu. Kalfayla aylarca mücadele ettik.

Kalfanın canla başla koruduğu inşaatın sahibi patronlar iki kardeşti. Biri görece yumuşaktı. En azından üzerine gidildiğinde kalfa gibi çivileri, kamyonları savunmuyordu. Kısa sürede spor araba meraklısı olduğunu gözlemledik. Kentsel dönüşümün rantı arabalarının sayısına yansıyordu.

Çivilerin şiddeti inşaat bitene dek sürdü. Sonra başka tür bir şiddet başladı. Karşımıza dikilen büyük ve çirkin binanın içinde artık yeni “komşular” vardı. Onların beklentileri, yaşamları ve şiddetleri bayağı farklıydı. 

Onu gelecek hafta ele alacağım…

Kategoriler: Orijinal içerik, Şiddetsizlik, Toplumsal cinsiyet ve Feminizim
Tags: , , , , , , , , , , , ,

Bülten

Elektronik posta adresini gir ve günlük haberleri sana gönderelim

Search

International Campaign to Abolish Nuclear Weapons

International Campaign to Abolish Nuclear Weapons

Arşivler

xpornplease pornjk porncuze porn800 porn600 tube300 tube100 watchfreepornsex

Except where otherwise note, content on this site is licensed under a Creative Commons Attribution 4.0 International license.

maltepe escort