8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününde Paris’te tüm uluslardan kadınlarla birlikte Türkiye zindanlarında ölüme terkedilen hasta tutsak kadınlar ve LGBTİ+lar da yerini aldı. Hasta Politik Kadın ve LGBTİ+ Tutsaklara Özgürlük bileşenleri bundan sonra hasta tutsak kadınlar ve LGBTİ+ların Fransa’daki sesi ve soluğu olacaklarını ilan ettiler. 

İçerisinde barış imzacısı akademisyenler, insan hakları savunucularının, gazeteciler, işçilerin ve Sosyalist Kadınlar Birliği-Fransa, Avrupa Demokratik Kadın Hareketi-Paris kadın örgütlerinin hasta tutsak kadınlar ve LGBTİ+ların haklarını savunmak ve yaşatmak için mücadele etmek amacıyla bir araya geldi. Yapılan tartışmalar sonrası Hasta Politik Kadın ve LGBTİ+ Tutsaklara Özgürlük bileşenlerinin ilk eylemi zindanda bulunan hasta tutsak kadınların sesini 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününde haykırmak oldu. 

Hasta Politik Kadın ve LGBTİ+ Tutsaklara Özgürlük platformu Türkiye zindanlarında adı konulmamış idam cezasının karşısında güçlü bir kadın iradesinin oluşturulması ihtiyacından yola çıktı. Türkçe, Fransızca, İngilizce ve İspanyolca dillerinde hazırladıkları dosyada Türkiye ve Kürdistan illerinde ki zindanlar da ölümle karşı karşıya olan hasta tutsakların durumunu ortaya koydu. 

Hasta Politik Kadın ve LGBTİ+ Tutsaklara Özgürlük bileşenleri hazırladıkları dosyada “Güncel olarak hapishanelerde 300 bin kişi bulunmaktadır. Politik tutsakların tutukluluğu ise hukuk dışı olmanın yanı sıra hapishanelerdeki keyfi uygulamalar ile tam bir işkenceye dönüşmektedir.” bilgisi paylaşıldı ve “Uzun süredir Türkiye ve Kürdistan illerinde bulunan hapishanelerden sürekli olarak tutsakların naaşı çıkmaktadır. İnsan hakları kurumlarının belirttiğine göre şu anda hapishanelerde 600’ü ağır olmak üzere 2000 hasta tutsak bulunmaktadır. Kadın tutsaklar içinde ise 66’sı ağır olmak üzere 110 hasta tutsak bulunmaktadır” denildi.

Dosyada sağlıklı yaşam hakkının ihlali açısından hapishanelerde yaşanan en acil sorunlar “Aşırı kalabalık, ısıtılmayan ve havalandırılmayan koğuşlar. Revire geç çıkarılma, revirde her zaman doktor bulunmaması, tedavi yerine semptomları gideren ilaçlarla hastalığın geçiştirilmesi. Bu durum aynı zamanda hastalıkların çok geç teşhis edilmesine neden olmaktadır.  Hastaneye sevk işlemlerinin aylarca bekletilmesi ya da hiç yapılmaması. İlaçların karşılanmaması.  Sevklerde çıplak arama uygulaması, bu uygulamaya karşı direnenlerin hastaneye sevklerinin iptal edilmesi. Atak geçirme riski bulunan ve/veya kendi ihtiyaçlarını karşılayamayan mahpusların tek kişilik hücrelerde tutulması.” olarak ifade edildi. 

Adli Tıp Kurumunun siyasi iktidar tarafından özellikle politik tutsaklara yönelik ikinci bir cezalandırma aracına dönüştürüldüğü ifade edildi. 2013 yılında değiştirilen İnfaz Yasasında yer alan “toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağı” kriterinin tahliyelere engel oluşturduğuna işaret edildi. Hasta tutsakların tahliyelerinde tek yetkili merciinin ATK olması ve hastanelerin verdiği raporların kabul edilmemesi eleştirildi. 

Hasta Politik Kadın ve LGBTİ+ Tutsaklara Özgürlük bileşenleri taleplerini şöyle sıraladı.  

  • Şu anda ölümün sınırına gelmiş, ağır hasta ve tedavi ihtiyacı olan tüm kadın tutsaklar ve LGBTİ+’ların durumları tam teşekküllü hastaneler tarafından değerlendirilmeli ve bu raporlar doğrultusunda derhal hapishanelerden çıkartılmalıdır.
  • Tedavileri ailelerin yanında sürdürülmeli ve sağlık giderleri devlet tarafından karşılanmalıdır.
  • Adli Tıp Kurumu sağlık sebebiyle infazın ertelenmesi raporlarında son ve veya tek merci olmaktan çıkarılmalıdır.
  • Sağlık sebebiyle infazın ertelenmesi kararlarında cumhuriyet savcılarının ve kolluk güçlerinin takdir yetkisi kaldırılmalı, hastanelerin verdiği raporlar esas alınmalıdır.
  • Hasta mahpusların infazının ertelenmesi önünde engel oluşturan “toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağı” kriteri kanundan çıkartılmalıdır.”

Hasta Politik Kadın ve LGBTİ+ Tutsaklara Özgürlük bileşenleri, Avrupa’da yaşayan göçmenleri, diğer ulustan göçmenleri ve göçmen örgütlerini, Fransız demokratik kitle örgütlerini hasta politik tutsak kadınlar ve LGBTİ+ların  yaşam haklarını savunmaya ve eylemlerine güç katmaya çağırdı.