İtalya 13üncü Cumhurbaşkanı’nı seçiyor. Görev süresi 3 Şubat tarihinde sona erecek olan Sergio Mattarella’nın yerine kimin geçeceği henüz belirlenmiş değil. İlk üç turunda gerekli çoğunluğu alan hiç bir aday olmazken boş pusulalar ise oyların yarısından fazlasını oluşturuyordu. Meclis’te temsil edilen siyasi partiler halen bir isim üzerinde karar kılamadılar.

Seçim öncesi basının ve anketlerin hedefinde mevcut Başbakan Mario Draghi vardı. Daha önceki yıllarda da Cumhurbaşkanı makamı için ismi anılan Draghi konu hakkında tam ve kesin bir açıklama yapmadı. Peki ilk üç seçimde de adı anılmayan Draghi eğer oyların yarısından birini alır da ilerleyen turlarda Cumhurbaşkanı seçilirse İtalya’yı nasıl bir senaryo bekliyor?

Anayasa’nın 84. maddesine göre “Cumhurbaşkanlığı görevi başka hiçbir görevle bağdaşmaz”. Bu nedenle, o anda seçilen kişinin başka bir rolü varsa, Cumhurbaşkanlığı görevine başlamadan önce istifa etmesi gerekir. Örneğin; Senato başkanı Francesco Cossiga, Meclis başkanları Giovanni Gronchi ve Oscar Luigi Scalfaro, Anayasa Mahkemesi yargıcı Sergio Mattarella ve İtalya Merkez Bankası Başkanı, Konsey Başkan Yardımcısı ve Bütçe Bakanı Luigi Einaudi ve Ekonomi Bakanı Carlo Azeglio Ciampi geçmişteki bazı örnekler. Ancak tarihte hiçbir zaman, görevdeki bir Başbakan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesine rastlanmamıştır. Eğer bu gerçekleşirse karmaşık ve benzeri görülmemiş bir prosedür açılacak.

Bu konuyla ilgili bakabileceğimiz tek mevcut yasa hükümetin faaliyetlerini ve Konsey Başkanlığı’nın teşkilatlanmasını düzenleyen 400/1988 sayılı Kanunun 8. Maddesidir. “Başbakan’ın bulunmaması veya geçici olarak engellenmesi halinde, vekil yaşa göre Başbakan yardımcısının veya birden fazla Başbakan yardımcısının atanması durumunda kıdemli Başbakan yardımcısının sorumluluğundadır”.

Cumhuriyet tarihinde şimdiye kadar, Bakanlar Kurulu’na başkanlık etmek üzere Konsey başkan yardımcıları veya üst düzey bakanlar çağrıldı, ancak bir Başbakan’ın yokluğu veya uzun süre değiştirilmesini gerektirecek herhangi bir engel durum söz konusu olmadı.

Tam da 84. maddenin öngördüğü uyumsuzluk nedeniyle, Cumhurbaşkanı olarak seçilmesi durumunda, Başbakan Mario Draghi, yemin etmeden ve göreve başlamadan önce istifasını halen görevde olan Cumhurbaşkanı’na sunmak zorunda. Ancak, aynen bir hükümet krizi durumunda olduğu gibi, yeni Başbakan’ın atanmasıyla aynı zamanda mevcut işlerin ele alınması ve istifanın kabul edilmesi için görevde kalmaya davet ve kabul içeren normal prosedür izlenmektedir.

Bu nedenle, yetkili hukukçuların görüşüne göre, Başbakan’ın istifasının Bakanlar Kurulu’na iletilmesiyle, en kıdemli Bakan Renato Brunetta oluyor. Şu anda Mario Draghi’nin bir yardımcı atanmış bulunmuyor. Draghi’nin Cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda eski Başbakan, ki kendisi oluyor, hükümetin liderliğini üstlenen Bakan’a istifasını yeni Cumhurbaşkanı olarak sunmak durumunda kalacak.

Ancak bu noktada, Başbakan’ın yeni Cumhurbaşkanı’na nezaketen istifa vermesini ve yeni Cumhurbaşkanı’nın istifayı reddetmesini sağlayan benzeri görülmemiş bir başka uygulama başlayacak. Bu durumda, aslında, istifa kabul edilecek ve yeni bir Başbakan’ın atanmasına kadar resmi bir hükümet krizi açılacak. Bununla birlikte, Cumhurbaşkanlığı mevkiine Draghi’nin seçilmesi konusunda anlaşmaya varması gereken aynı siyasi güçler arasında bir anlaşma yapılması ve yeni hükümetin kurulması da gerekenler arasında.

Kısacası siyasi açıdan belki de Draghi’nin Cumhurbaşkanı olması bir çok sorunu çözebilir ancak daha önce hiç yaşanmamış bir hukuki sorun yaratabilir.