Direnişin Renkleri İzmir, Genç LGBTİ+ Derneği ve Kızıl Okyanus LGBTİ+ Taliban’ın Afganistan’da yönetimi ele geçirmesi üzerine hayatları tehlikede olan LGBTİ+’lar ve Azerbaycan’da trans kadın Nuray’ın öldürülmesi üzerine Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde bir araya geldi.

İzmir’de LGBTİ+’lar, Taliban’ın Afganistan’da yönetimi ele geçirmesi üzerine hayatları tehlikede olan LGBTİ+’lar ve Azerbaycan’da trans kadın Nuray’ın öldürülmesi üzerine sokağa çıktı.

Direnişin Renkleri İzmir, Genç LGBTİ+ Derneği ve Kızıl Okyanus LGBTİ+ bugün (7 Eylül) İzmir Alsancak’taki Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde bir araya geldi.

LGBTİ+ aktivistleri, “Savaşlarda, krizlerde ilk zarar gören olduğumuz bu sistemle uzlaşmayı reddediyoruz. Dünya’nın dört bir yanında hayatın her alanında onur mücadelemizi yükseltiyoruz” dedi.

Açıklamanın tam metni şöyle:

“Bugün burada geçtiğimiz Ağustos ayında Taliban’ın Afganistan’da yönetimi ele geçirmesi üzerine hayatları tehlikede olan LGBTİ+’lar ve Azerbaycan’da Nuray isimli bir trans kadının yakılarak katledilmesi üzerine toplandık.

Dünyanın her yerinde eril iktidarlar LGBTİ+fobik söylemleriyle nefret suçlarının failliğini üstlenirken; biz LGBTİ+’lar kimliklerimiz yüzünden öldürülüyor, fiziksel ve psikolojik şiddete maruz bırakılıyoruz. Kimliklerimiz terörize ve marjinalize edilmekte; bu düşmanlaştırma politikalarıyla gerçekleşen nefret söylemleri hayatımızın olağan bir parçası haline getirilmeye çalışılıyor.

LGBTİ+fobi söylemlerinin iktidar tarafından sık sık kullanıldığı ve transfobik birçok suçun işlendiği Azerbaycan’da Nuray isimli bir trans kadın yakılarak katledildi. Nuray’ın ölümü üzerine yetkililer hiçbir şey yapmazken, katil serbest bırakıldı. Azerbaycan’da yaşayan LGBTİ+’lar Nuray’un katledilmesinin ardından iktidarı protesto etti.

Yine Ağustos ayında Afganistan’da Kabil’deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın Taliban tarafından ele geçirilmesi ve Afganistan İslam Cumhuriyeti hükümeti yıkıldı ve Afganistan LGBTİ+’lar için daha da tehlikeli bir hale geldi.

Afganistan İslam Cumhuriyeti döneminde ölüm cezasının olmadığı belirtilse de Afganistan 2001 yılından beri çeşitli nefret suçları ile gündeme geldi. 2015’te üç eşcinsel erkek üzerlerine eski bir duvar yıkılarak öldürülmek istendi. Bir kişi kurtuldu. 2014’te gey akademisyen Nemat Sadat hakkında bir fetva yayınlayarak cinsel yönelimi ifşa edildi. 2016 yılında ise dini bir önder olan Shams-ul Rahman, “LGBTİ’lerin üzerlerine eski bir duvarın yıkılması gibi yöntemlerle öldürülmesi gerektiğini” söyledi. Gelen eleştiriler üzerine Taliban yeni rejiminin bir öncekinden daha hoşgörülü olacağını belirtti. Bu açıklamadan günler sonra Taliban yargıcısı Gol Rahim, Almanya’nın BILD haber ajansına, “Eşcinseller için iki ceza vardır: ya taşlamak ya da üzerine düşen duvarın arkasında durmak. Duvar 2,5 ila 3 metre yüksekliğinde olmalı.” ifadelerini kullandı. Bu olayların tümünün münferit olaylar değil, hayatlarımıza kast ederek bizlere yaşam alanı bırakmak istemeyen devletlerin ortak politikaları olduğunun bilincindeyiz.

Tüm bunlar olurken Azerbaycan ve Afganistan’daki LGBTİ+’lar çeşitli kampanyalar düzenleyerek seslerini dünyaya duyurmaya çalıştılar. Binlerce LGBTİ+ mülteci olarak kabul edilmeyi beklediği kampanyalar düzenlerken, mülteci LGBTİ+’ların cinsiyet kimlikleri ve cinsel yönelimleri yüzünden dışlandığı cinsel-ticari sömürüye maruz kaldığı bu dünyayı değiştireceğiz. Savaşlarda, krizlerde ilk zarar gören olduğumuz bu sistemle uzlaşmayı reddediyoruz. Dünyanın dört bir yanında hayatın her alanında onur mücadelemizi yükseltiyoruz.

Tüm dünya kamuoyunu açık ve örtük şekilde kırım, şiddet ve ayrımcılık politikalarına karşı uluslararası insan haklarını savunmaya ve LGBTİ+’ları koruyacak araçlar, mekanizmalar geliştirmeye davet ediyoruz.

Sınırları da LGBTİ+fobiyi de tanımıyoruz!

Yaşasın LGBTİ+ dayanışması!”

Bu yazının orjinali bu adreste