Her yaz aylarında olduğu gibi bu yaz da İtalya’nın güney kesimlerinde ve Sardegna adasında yangınlar çıktı. Önceki seferlerden daha çok zarar yaratan bu yangınların söndürülme aşamasından önlenememesine kadar bir çok sorun tekrar gündeme geldi.

Sardegna adasında çıkan yangınlar 3 günde toplam 20 bin hektar alanı yok ederken, binlerce hayvan öldü ve yüzlerce bina yandı. Halen hayatını kaybetmiş kimse bulunmazken bu sefer çıkan yangın adanın tarihindeki en büyük yangınlardan biri oldu.

Legambiente adlı doğayı koruma dernegi Sardegna şubesi başkanı Annalisa Colombu’ya göre yangının sebepleri bir tek değil: “Kesinlikli iklim değişikliği önemli bir etken bu yangında. Yağmur rejiminde ciddi bir değişiklik oldu son yıllarda. Ada ne yazık ki kuraklıkla baş edemez hale geldi. Sıcaklık derecesinin radikal bir şekilde artması da ciddi bir sorun. Bunlara ek olarak bölgede hakim olan rüzgarların hızı ve sürekliliğinin de değişmiş olması yangın sırasında olumlu bir etken olmadı”. Colombu’ya göre Sardegna adasındaki yangına karşı alınabilecek önlemler arasında doğru ağaçlandırma da var. “Ne yazık ki Akdeniz’in bu alanlarında hızlıca büyüyen ve çok kolayca yanan ağaçlar var. Bunların kontrol edilmesi ve gerekli yerlere başka tip ağaçların dikilmesi gerekiyordu”. Colombu’ya göre tarım alanları, ormanlık bölgeler ve hatta hayvancılık konuları yangınların önlenmesi ile doğrudan ilgili. Bu noktada ortaya çıkan bir diğer konu ise Sardegna adasındaki bir çok tarım alanının kendi yurttaşlarınca terk edilmesi ve büyük kentlere veya İtalya’ya göç sonucu kontrol edilmeyen bölgelerin oluşması.

Torino Üniversitesi araştırma görevlilerinden ve orman bilimleri uzmanı Davide Ascoli de Annalisa Colombu ile hem fikir: “Bu adada yıllardır yangın oluyor. Şu anda karşı karşı olduğumuz yangın ise son 40 yılın en çok zarar yaratan yangını. Ada bu sürede kendi halkını kaybetti ve insanlar tarımla uğraşmayı bıraktı. Bazı noktalarda kasabalar ve köyler boşaldı. Ağaçlık bölgelerin ve tarım alanlarının terk edilmesi ilk olarak o yerlerde yangına karşı alınacak teknik ve sistematik önlemlerin alınmasını engelliyor. Buna ek olarak yangın çıktığında o alanlarda insan yaşamadığından dolayı erken müdahele yapılamıyor. Kuru ağaç ve dalların artmasının engellenmesinden, hangi tip tarım ve hayvancılığın yapılacağına, yapılaşma planından hangi hayvanların nerede yetiştirileceğine ve hatta rüzgarları dikkate alan tarım ve ağaçlandırma planlarına kadar bir çok konu terk edilmiş bu alanlarda gerçekleştirilemiyor”.

Sardegna adası orman kourma birimi eski üyelerinden Giuseppe Mariano Delogu ise önceki deneyimlere dikkat çekerek son yıllarda konunun ne kadar zor bir hale geldiğinin altını çiziyor: “Montferri kenti 1983 yılında yaşadığı yangında 5 bin hektar tarım alanı kaybetti. İlerleyen yıllarda o bölgede yaşanan terk eğilimi sayesinde 1994 yılında çıkan yangında 75 bin hektar alan yandı. Bu bölgelerde yaşayan ve ormanlar ile tarım alanlarını koruyan halk olmayınca bu sonuçlar kaçınılmaz. Bugün aynı bölgede çıkan yangın sadece 3 günde 20 bin hektar yaktı”.

Adada çıkan yangın turistik alanlarda olmadı. Adanın en fakir, kurak ve halkın terk ettiği bölgelerde yani merkezde meydana geldi. Köyler arasındaki mesafenin de çok olması ve bu köylerde yaşayan insanların azalmasından dolayı yangını söndürmek kolay olmuyor.

Yangınları önleme çalışmaları arasında teknoloji de çok önemli. Bu konuda önerileri, araştırma ve uygulamaları olan Teletron Euroricerca şirketi yöneticisi Giorgio Pelosio şöyle konuşuyor: “Bir yangını söndürmek çok masraflı. Canadair dediğimiz uçakların 1 saatlik masrafı 50 ila 60 bin Avro arasında. Bu sebeple yangın çıktığı ilk anda kurumlara haber verecek bir sistemin kullanılması bu kadar masraflı çözümleri engelleyebilir. Şirketimizin de içinde bulunduğu bir proje Sardegna adasında 1996 yılından 2005 yılına kadar kullanıldı ancak sonra siyasi ve ekonomik sebeplerden dolayı terk edildi. Bu sistem uzaydaki uydular ve çok yüksek çözünülürlüğü olan kameralar sayesinde yangın çıktıktan 120 saniye sonra durumu yerel ve ulusal kurumlara rapor edebiliyor”. Bilhassa terk edilmiş tarım ve orman alanlarının arttığı Sardegna adasında bu çözüm son derecek etkili bir sonuç yaratabilir. Pelosio uzun zamandır Eyalet yönetimine ısrarla konuyu gündeme alması için baskı yaptıklarını ancak bu konuda yatırımın ön görülmediğinin altını çiziyor.

Terk edilmiş tarım ve orman alanlarının doğmasının bir çok sebebi var. Bu konuda tarihçi ve araştırmacı Francesco Pongiluppi şöyle konuşuyor: “Son yıllarda adada artan turizm merkezli ekonomik kalkınma projeleri yerel halkın bu sektörde çalışmasını ve aynı sektördeki inşaat şantiyelerinde iş araması ve bulmasını sağladı. Böylelikle tarım ve hayvancılıktan uzaklaşan yerel halk daha önce çalıştığı bölgeleri terk etmeye başladı”.

Bu sürdürülemez ekonomi planının cazipliği de pek tabii ki sürüdürülemez ve küresel agresif rekabete bulunayan çözümlerin sonucunda borç batağına saplanmış yerel üreticilerin yaşadıkları tarım ve hayvancılık sektöründen çıkma arzusu ile ilişkili. 2019 yılı ilk baharında adanın ve ülkenin bir çok yerinde bilhassa süt üreticilerinin yaptığı ve çaresizliklerini gösteren eylemler hala hafızalarda. Milyarlarca Avro borca batmış olan yerel üreticiler hızla düşen süt fiyatlarını protesto etmek için bir çok meydanda ürettikleri sütleri yere dökmüşlerdi. Bazıları yaptıkları eylemden dolayı yargılanırken protestolar sonrasında 2 sene geçmesine rağmen soruna hala bir çözüm bulunamadı.

Pongiluppi, yangınları önlemek amacıyla kurulan birimler hakkında şu eleştirileri yapıyor: “Adada yangınlar uzun zamandır oluyor ve bilhassa yaz aylarında artıyor. Bu sebeple önlem alma amacıyla kurulan birimlerin önemi yüksek. Ancak son senelerde bu birimler özelleştirildi ve taşeron sistemine geçildi. Hatta bu birimlere yaptıkları müdahele başına ücret verildi. Dolayısıyla çalışmadıkları zaman para kazanamıyorlar. Önceki yıllarda çıkan bazı yangınlar hakkında açılan davalarda gözüktü ki bu yangınları yaratanların arasında bu önlem almakla görevli şşrketler de var”.

Yangınla mücadelede pek tabii ki olay meydana geldikten sonra müdahele edecek birimlerin varlığıyla çok bağlantılı olan bir konu. Ancak Sardegna adasında yaşanan yangınlar ve öncesinde olanlara bakılırsa yangınlarla mücadele sürdürülebilir ekonomik projelerle, gereksiz özelleştirmeleri engelleyerek, yerel halkın tarım ve hayvancılıktan uzaklaşmamasını sağlayarak ve tarım ve orman alanlarında sürekli, teknolojinin de yardımı ile, gerekli önlemleri alarak yapılak zorunda.