Türkiye’den Göç Eden Translar – Eylül Yıldız / İskoçya

05.04.2021 - Barış Sulu

Türkiye’den Göç Eden Translar – Eylül Yıldız / İskoçya

Eylül Yıldız, Morel Eskişehir’den tanıdığım genç bir aktivist, uzun yıllar Morel ve Kırmızı Şemsiye’de mücadele etti ama 15 Temmuz 2016’da daha fazla Türkiye’de yaşayamayacağına karar verdi ve şimdi İskoçya’da bir queer kafe işletiyor.

Öncelikle seni tanıyalım; çocukluk, gençlik ve okul dönemin nasıldı? 

Ben Eylül, 35 yaşındayım. 4 yıldır İskoçya’da yaşıyorum. Eskişehir’de doğdum ve büyüdüm. Kolay bir çocukluk geçirdiğimi söyleyemeyeceğim. İlkokula başladığım andan itibaren akran zorbalığı yüzünü göstermeye başlamıştı. 

Arkanızdan hergün TOP, İBNE, YUVARLAK diye bağırılan, hiç bir arkadaş ortamında kendinizi var edemediğiniz, sürekli dışlanılan bir çocukluk hayal edin. İlkokulda 2, ortaokulda 2, lisede de 2 okul değiştirmek zorunda kaldım. Her yeni başladığım okulda zorbalıklar arttıkça derslerim kötüye gidiyordu. Annem de okulumu değiştiriyordu. 

İlkokula giderken anneme gidip, “Bana top diyorlar, bu ne demek?” diye sorduğumu hatırlıyorum. Ortaokulu hayal meyal hatırlıyorum. İlk yıl yok denecek gibi bir şey. Lisede ilk gittiğim okul ise hiç iyi gitmedi fakat ikinci gittiğim okulda işler biraz düzelmeye başlamıştı. Kız meslek lisesine gitmeye başlamıştım. Özgüvenim yavaş yavaş yerine gelmeye başlamıştı ve kendimi ait olduğum yerde gibi hissediyordum. Aslında lise, ilkokul ve ortaokula göre daha az sancılı geçti diyebilirim. 

Ardından üniversiteyi de Eskişehir’de okudum. Eskişehir’i seviyorum, hiçbir zaman sıkılmadım ve taşınmayı düşünmemiştim. Benim için yaratılmış bir şehirdi sanki. 

Gençlik döneminde cinsiyet kimliğin ile ilgili hatırladığın neler var?

Ben Müslüman bir ailede büyüdüm ve kendimi tanımaya başladığım yıllarda din faktörü trans kimliğimi kabullenme sürecinde önüme çıkan ilk faktörlerden biriydi diyebilirim. Ortaokul yıllarıma denk geliyor bu dönem ve yaşım itibari ile internetin olmadığı, Bülent Ersoy ile büyüyen bir gençliktik biz. Üniversite bittikten sonra artık kendini kabullenmiş, hayatında bazı şeyleri değiştirmeye hazır bir Eylül vardı. Trans olumlama sürecim o yıllarda başladı diyebilirim. 

Türkiye’deyken neler yapıyordun, ne işle meşguldün?

Üniversite bittikten sonra, Eskişehir’de Morel LGBTİ oluşumu ile tanıştım. Benim hayatımda LGBTİ dernekleri ve oluşumlarının çok büyük bir rolü var. Morel ile 10 yıllık bir geçmişim oldu. 

Eskişehir’de o yıllarda çok güzel etkinlikler gerçekleştirdik. Dayanışmanın verdiği güç ile birbirine kenetlenmiş çok güçlü bir grup vardı. Şu anki iktidardan dolayı eskisi gibi etkinlikler düzenlenemiyor. O günleri unutamıyorum.

Taksim İstiklal’de onbinlerce ibnenin “susma haykır ibneler vardır” sloganları, sokakları ve caddeleri doldurduğumuz o muhteşem günler… Neyse devam edelim… 

Bir yandan Eskişehir’deki o harika grup ile güzel işler çıkarmaya devam ederken, Türkiye’nin belli illerinden bir grup arkadaş bir araya toplandık ve Ankara’da KIRMIZI ŞEMSİYE CİNSEL SAĞLIK VE İNSAN HAKLARI DERNEĞİ’ni kurduk. Kısaca Kırmızı Şemsiye’den bahsetmek gerekir ise: Türkiye’deki savunmasız ve dezavantajlı toplumsal gruplar içerisinde yer alan seks işçilerinin cinsel sağlık ve insan hakları noktasında sorunlarını dile getirmek için kurduğumuz faaliyetlerine hala devam eden bir dernek.

3 yıl kadar Kırmızı Şemsiye’de yönetim kurulunda bulundum ve 3 yıl boyunca Eskişehir-Ankara arasında mekik dokuduğumu hatırlıyorum.  

Yani bu sorunun cevabı benim için “Aktivizm ve Mücadele” diyebilirim. 

Neden göç etmek zorunda kaldın ve neden İskoçya?

30 yaşıma kadar göç etme gibi hayalim olmadı benim. Türkiye’de yaşamak ne kadar zor olsa da Eskişehir’i seviyor ve orada yaşamak istiyordum. Türkiye’de başka bir şehre taşınma hayali bile kurmuyordum. 

Çok güzel bir ağ kurmuştuk. LGBTİ camia olsun, feminist camia olsun, siyasi camia olsun. Dayanışma ile beslenen, mutlu olduğum bir hayatım vardı. Ta ki 15 Temmuz 2016‘da -darbe girişimi demek istemiyorum- olan olayları çoğu insan hatırlıyordur. Hayatımda o kadar korktuğum başka bir an yok sanırım. 

Bir panik halinde marketlerden alışveriş yapan insanlar ve ATM kuyrukları hala gözümün önünden gitmiyor. Saatlerce okunan ezan sesi ve Arapça bir sürü şey hala kulaklarımda çınlıyor. 

Hayatımda ilk panik atağımı o gün geçirdim. Kapım birden çalınıp ellerinde sopalar ve bıçaklar ile beni öldürmeye gelecekler bu sefer diyordum. 15 gün boyunca ağlama krizleri geçirdim ve ağlarken bağırarak söylediğim tek bir şey vardı; “Bu ülkede yaşamak istemiyorum artık“. 

Yaşadığım travma ile hangi ülkeye taşınabileceğim ile ilgili araştırmalar yapmaya başladım. Avrupa gözümü korkutuyordu, yeterli bütçem yoktu ve araştırmalarım sonrasında vizesiz bir şekilde Kamboçya‘ya kaçabileceğimi ve orada elimdeki para ile yeni bir hayat kurabileceğimi öğrendim. Bu süre zarfında bütün arkadaş çevreme Türkiye’yi terk etme planlarımdan bahsediyor ve fikirlerini alıyordum. 

İskoçya‘da yaşayan yakın arkadaşlarımdan bir tanesine -ismi Yiğit- durumu anlatmıştım ve o bana bir öneri ile geldi; “İskoçya’yı denemek ister misin?” dedi. “Elimden geldiğince sana yardımcı olmaya çalışırım.” dedi. Ben tabiki bu teklifin üstüne direk atladım.

Kamboçya’da tanıdığım birisi bile olmadan yeni bir hayata başlamaktansa, bir arkadaşımın olduğu bir ülkede başlamak benim için daha kolay olacaktı. Yiğit’e nasıl geleceğimi sorduğumda, dil okulu ile gelmeyi denememi önerdi. Bunlar o kadar hızlı oluyordu ki, ben de ne olduğunu anlamıyor, rüzgara kendimi bırakmış gidiyordum. 

15 Temmuz’dan sonra iki ay içerisinde bir şirket bulduk, başvurumu yaptım ve kısa süre sonra vizem çıktı. Vize çıktıktan bir ay sonra kendimi bir valiz ile İskoçya’da buldum. 30 yılı bir valize sığdırıp gelmiştim. 

İngilizce yok denecek kadar azdı. Bilmediğim bir ülke, bilmediğim bir dil ve bebek gibi sıfırdan bir şeylere başlamak benim için hiç kolay olmadı. Özellikle Türkiye’de başka bir şehirde bile yaşamamış birisi için birden ülke değiştirmek… Kendimi sudan çıkmış balık gibi hissediyordum. Üç aylık İngilizce kursundan sonra vizemin bitmesine iki ay kalmıştı. Bu süreçte karar vermem gereken bir şey vardı. İskoçya’da yaşamaya devam etmek istiyor muydum? Cevabım “Evet” idi. Artık İskoçya’da yaşamak istiyordum ve nasıl kalabileceğim araştırmalarını yapmaya başlamıştım. O süreçte Ankara Antlaşması ile tanıştım. 

Kısaca Ankara Antlaşması’ndan bahsetmeni isterim. 

Ankara Antlaşması, Birleşik Krallık’ta kalmak isteyen Türkiyeli insanların iş vizesi ile kalmasını sağlayan bir Antlaşma idi. “İdi” diyorum çünkü 2021’de BK’ın Avrupa Birliği’nden ayrılması ile Antlaşma sona erdi. 

Nerede kalmıştık? İngilizce kursu bittikten sonra, bu iş vizesi için bana yardım edecek avukat aramaya başladım. Avukatların hepsi Londra’da idi. Küçük bir araştırmadan sonra Londra’da bir avukat’tan randevu alıp ilk tren ile Londra’ya gittim. Ben aşçılık bölümü mezunuyum. Avukatın bana söylediği şey, “BK’ta iş vizesi ile kalmak istiyorsan bir kafe açman gerekiyor” oldu. 

Üniversite bittikten sonra bir hayalim vardı aslında, o da küçük bir kafe açmaktı ve avukatın söylediği fikir hoşuma gitmişti. Hayallerim gerçek oluyordu fakat bir o kadar da korkuyordum. İngilizce seviyem hala yeterli değildi ve daha önce tek başıma bir yer işletmemiştim. Neyse, başvuruyu yaptık ve şansım yaver gidiyordu. İş vizesini de almıştım. 

Yaklaşık 3 yıldır kafe işletiyorum; gökkuşağı bayraklarının asılı olduğu ve kırmızı şemsiyelerin süslediği küçük, tatlı queer bir kafe. 

Sorunun başına dönecek olursak, neden göç etmek zorunda kaldım? Türkiye benim hayallerimi elimden aldı. Hayallerin olmadan yaşayamıyormuşsun, ben onu gördüm. 

Trans kimliğin ile ilgili Türkiye’de hangi süreçleri geçirdin? Ne gibi zorluklar le karşılaştın? 

Türkiye’de Trans kadın olmak hiç kolay değil, aslında dünyada değil. Bu kadar olumsuz konuşmak istemezdim. Hala yıkılması gereken çok fazla tabu olduğunu düşünüyorum. 

Türkiye’de yaşadığım zorluklar ise:

Birincisi, hormon kullanımı idi. Doktor kontrolünde hormon kullanmak imkansız gibi bir şey. Bir arkadaşım ile Eskişehir’de Osmangazi Üniversitesi Hastanesi’ne gittik ve hormon ölçümü yaptırdık. Sonrasında bizi başka bir birime yönlendirdiler ve o birimden ilaç yazabileceklerini söylediler. Fakat doktorlar “trans kimliğini tanımıyoruz” diyerek bizi reddetmişlerdi. Ben doktor kontrolü olmadan 4-5 yıl hormon kullandım ve bu kullandığım hormonların vücudumda nasıl zararlar verdiğini hala bilmiyorum. 

İkincisi, seni kadın olarak tanımamaları ve doğduğunda sana atanan isim ile hitap etmeleri. Bu süreçte kimliğimi değiştiremiyor isem ismimi değiştiririm diyerek bir çözüm bulmuştum. Eskişehir’de isim değiştirme davalarının uzun sürebileceğini öğrendikten sonra davayı Ankara’da açtım. Dava yaklaşık 2 yıl sürdü ve sonunda ismimi değiştirebilmiştim. 

Fakat Türkiye’de kadın kimliği alabilmen için seni trans olumlama süreçlerinden birisi olan doğru tabir mi bilmiyorum fakat, cinsiyet değiştirme ameliyatı olarak bilinen ameliyatı olmaya zorluyorlar. 

Benim hiç bir zaman aklımda olmayan bir ameliyat ve devlet istiyor diye o ameliyatı olamazdım. “Bedenime müdahale etmeye kimsenin hakkı yoktur” diyorum. 

Üçüncüsü ise ev bulma. Bir kaç defa trans olduğum için ev sahipleri ev vermemişti. Türkiye’de yaşanılan en büyük ihlallerden birisi olarak düşünüyorum. Yaşam hakkına müdahale. 

Son olarak yaşadığım bir büyük olay daha var fakat bunu anlatmaya hazır hissetmiyorum kendimi şu anda ve özür diliyorum. 

Şu an trans sürecin nasıl ilerliyor? İskoçya’daki transların sağlık hakkı, hormon kullanımı, psikolojik destek almaları gibi konularda bilgi verebilir misin?

Aslında daha Türkiye’de yaşarken sürecimin bittiğini düşünüyorum. Tekrar hormon kullanmak istemiyorum. Bu yüzden İskoçya’ya taşındıktan sonra da böyle bir girişimim olmadı. 

İskoçya’da da trans olumlama süreci ile ilgili de çok bilgiye sahip değilim açıkcası. Bu yüzden yanlış bir bilgi de vermek istemiyorum. Kendi sürecimden biraz bahsetmek istiyorum. Bana ilginç gelen bazı şeylerden. 

BK transları tanıyor ve aslında sen kendini nasıl tanımlıyor isen cinsiyet olarak öyle görünüyorsun. Sana hitap ederken de çok dikkat ediyorlar. Fakat bende durum şöyle farklılaşıyor. Ben hala BK vatandaşı değilim ve bir çok evrak işi yapmam gerekiyor. 

Örnek vemem gerekirse, karakola kayıt olmam gerekiyor, memur soruyor: “Cinsiyet hanesine ne yazmamızı istersiniz?” Üç seçenek sunuyor; kadın, erkek, transgender. Ben ‘transgender’ı seçmiştim. Bankada ise iki seçenek sunmuşlardı. Orada da ‘kadın’ı seçmiştim. Bazen de vize işlemlerim için evrak ve kayıt işlemleri yaptırmam gerekiyor. Hala Türk pasaportumu kullandığım için orada ‘erkek‘ seçeneğini kullanmak zorunda kalıyorum. Yani işin komik tarafı BK’te şu anda 3 farklı cinsiyete sahibim. Ama BK vatandaşlığımı aldığımda bu durum değişir diye umut ediyorum. 

Psikolojik danışmanlık konusunda ise İskoçya’ya geldiğimde LGBTİ ve seks işçileri dernekleri ile iletişime geçtim. Derneklerden bir tanesi ücretsiz terapi desteği sunuyordu. Bu süreçte sağlamış oldukları destekten yararlanıyorum. 

Bundan sonra planların neler?

Öncelikle vatandaşlığımı değiştirmek istiyorum. Birleşik Krallık vatandaşlığını istememdeki sebepler ise: kadın olarak tanınmak istiyorum ve tekrar üniversiteye gitmek istiyorum. BK vatandaşı değil isen üniversiteye gitmek için büyük paralar ödemeniz gerekiyor. Bu da benim bütçemi aşıyor. Planlarım arasında İngilizce’mi iyi bir seviyeye getirmek ve üçüncü bir dil öğrenmek de var. Sonrasında derneklerde göçmen, LGBTİ ve seks işçileri ile ilgili çalışmak istiyorum. Çünkü artık neye ihtiyacımız olduğunu birinci gözden görme fırsatım oldu. Daha önce de söylediğim gibi aktivizm ve dayanışma beni hayatta ve canlı tutan şeyler.

Yeni nesil Z kuşağı translara verebileceğin tavsiyeler neler olur?

O panik atağı geçirmeseydim ben İskoçya’da olmazdım. Bazen yaşadığımız kötü deneyimler hayatımızın dönüm noktası olabiliyor. Kötü deneyimlerin sizi ezmesine izin vermeyin ayol. “Susma haykır, ibneler vardır” diyorum…

Türkiye’de trans kadın olmak kolay değildi fakat BK’te göçmen bir trans kadın olmak da kolay değil. Bunu hevesiniz kırılsın diye söylemiyorum. Dünyada değiştirmemiz gereken çok şey var. “Dünya yerinden oynar ibneler özgür” olsa diyorum… Mücadele ile kalın…

Bu röportaj için Barış sana teşekkür ediyorum.

Kategoriler: Avrupa, İnsan hakları, Orijinal içerik, Orta Doğu, Toplumsal cinsiyet ve Feminizim, Uluslararası konular
Tags: , , , , , , , , , ,

Bülten

Elektronik posta adresini gir ve günlük haberleri sana gönderelim

Search

International Campaign to Abolish Nuclear Weapons

International Campaign to Abolish Nuclear Weapons

Arşivler

xpornplease pornjk porncuze porn800 porn600 tube300 tube100 watchfreepornsex

Except where otherwise note, content on this site is licensed under a Creative Commons Attribution 4.0 International license.