2020 gazeteciler için kara bir yıl

21.12.2020 - Gökhan Korkmaz

2020 gazeteciler için kara bir yıl

Çağdaş Gazeteciler Cemiyeti’nin 2 Ekim 2020 tarihinde paylaştığı tutuklu gazeteci listesine göre Türkiye’de 127 gazeteci cezaevinde. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün (RSF) paylaştığı verilere göre ise basın özgürlüğü sıralamasında Türkiye 179 ülke içerisinde 2018 ve 2019 yılında 157’nci sırada yer alırken 2020 yılında 154’üncü sırada yer almaktadır. RSF’nin son üç yıldır paylaştığı veriye göz atıldığında Türkiye’nin basın özgürlüğü konusunda olumlu yönde çok fazla bir ilerleme kaydetmediği görülüyor.

Peki 2020 yılı Türkiye’de medya sektörü ve gazeteciler açısından nasıl geçti? Konuyu Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Başkanı Gökhan Durmuş, Viyana Merkezli Uluslararası Basın Enstitüsü’nün (IPI) Türkiye Ulusal Komitesi Başkan Yardımcısı Emre Kızılkaya ve Deutsche Welle’de mesleğini sürdüren ve Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde Öğretim Üyesi olarak görev yapan Dr. Can Ertuna ile konuştuk.

“Gazetecilere güvencesiz ve sağlıksız çalışma koşulları dayatıldı”

Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı Gökhan Durmuş, “2020 yılı Türkiye medyası açısından oldukça zor bir yıl oldu. Basın özgürlüğü ihlalleri konusunda uzun yıllardır liderliği hiçbir ülkeye kaptırmayan Türkiye hükümeti 2020 yılında da gazetecilik dışında hiçbirşey yapmayan meslektaşlarımızı hedef almaya devam etti. 2020 yılında 14 gazeteci tutuklandı,onlarcası hakim karşısında haberlerini savunmak zorunda bırakıldı” dedi. 

Bu baskı politikalarının üzerine birde küresel salgın eklenince gazetecilerin çalışma koşullarının daha da ağırlaştığını ifade eden TGS Başkanı Durmuş,”Pandemi döneminin başında sendikamız, ilk önce örgütlü olduğu işyerinin evden  çalışma sistemine geçmesini sağladı ardından da genel çağrılar ile evden çalışmaya ya da vardiyalı çalışma biçimine geçilmesini sağladı. Ancak buna rağmen özellikle televizyon kanallarındaki meslektaşlarımızın COVİD-19’a yakalanmasını engelleyemedik. Türkiye halkının en çok habere ihtiyaç duyduğu dönemde gazetecileri korumayan hatta salgınla ilgili haberi nedeniyle onları gözaltına alan bir iktidar gördük. 2020 yılında güvencesiz çalışma ve işsizlik medya sektöründe artarken özellikle örgütlü olmayan medya kuruluşlarında ücret düşüşleri de yaşandı. Özetle 2020 yılı basın özgürlüğü ihlallerinin sürdüğü, güvencesiz ve sağlıksız çalışma koşullarının dayatıldığı bir yıl oldu gazeteciler için” diye konuştu.

“İşsiz gazetecilerin sayısı daha da arttı”

Uluslararası Basın Enstitüsü’nün Türkiye Ulusal Komitesi Başkan Yardımcısı Emre Kızılkaya, “2020 gazeteciler açısından yakın tarihin en zorlu yıllarından biri oldu. Bir yandan COVİD-19 salgınıyla düşen reklam gelirleri, zaten zor durumda olan medya kuruluşlarının maddi kaynaklarını iyice daralttı. Resmi ilan gelirlerinin de düşmesiyle Türkiye’nin dört bir yanında çok sayıda medya kuruluşu kapandı, işsiz gazetecilerin sayısı daha da arttı” dedi.

Onlarca gazetecinin  hâlâ tutuklu ve sosyal medya düzenlemesiyle dijital alanda baskıların daha da arttığına ve otosansürün çok yaygın olduğuna dikkat çeken Kızılkaya, “Bir yandan da Google ve Facebook başta olmak üzere dijital platformların Türkiye medyasında çoğulculuğu desteklemekte yetersiz kaldığı 2020’de iyice görüldü. 2021’de sadece aşılarla salgının değil, aynı zamanda demokrasiyi ve insan haklarını önceleyen adımlarla medya üzerindeki tüm baskıların son bulmasını veya en azından mevcut sorunların çözüm yoluna girmesini diliyorum.” diye ifade etti.

“Solunum cihazında da olsa gazetecilik yaşıyor”

Mesleğini Deutsche Welle’de sürdüren Bahçeşehir  Üniversitesi İletişim  Fakültesinden Dr. Can Ertuna, “2020 yılında tüm dünyayı ve tüm işkollarını etkileyen COVİD-19 pandemisi elbette hem dünyada, hem Türkiye’de gazetecilik alanını da etkileyen en önemli faktör oldu. Türkiye’de sektörün mevcut sorunlarının derinleşmesinde bir çarpan etkisi yarattı. Biraz açmak gerekirse, bağımsız izleme örgütlerinin verilerine göre basın ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskı gazetecilerin haber takipleri sırasında daha da arttı” dedi.

Konuşmasında Bianet’te Mayıs ayında yayınlanan “Koronavirüs ve Medya Özgürlüğü” başlıklı bir rapora atıfta bulunan Dr. Ertuna, “Pandeminin Türkiye’deki çeşitli noktalardaki seyrine ilişkin bilgi ve iddiaları paylaşan ve yerel ölçekte çalışan bazı gazeteciler gözaltına alındı ya da ifadeye çağırıldı. Basın açıklamalarını, eylemleri takip eden gazeteciler, örneğin Ankara’daki baro eylemlerinde pandemi önlemleri gerekçesiyle gösteri alanlarının dışında tutulmaya çalışıldı” diye ifade etti. Pandemi döneminde işsiz kalan gazeteci sayısının da ekonomideki genel gidişata paralel olarak arttığına dikkat çeken Dr. Ertuna Çok sayıda gazetecinin de işinin gereklerini yerine getirirken hastalandığı haberi geldi” diyor ve ekliyor:

“Bunun yanı sıra olumlu sayılabilecek bir gelişme, insanların, özellikle orta yaş ve üstü kuşakların yeni medya mecralarına ilgisi,  bağımsız ve kaliteli haber alabilecekleri platformlara yönelimi arttı. Sosyal medya platformları ve yeni medya araçlarının olanaklarını kullanan daha fazla sayıda bağımsız gazetecinin sesi duyulur hale geldi bu süreçte gördüğüm kadarıyla. Ülkede birçok farklı mecrada gazetecilik çabası yaşatıldı, genel resme bakınca solunum cihazında da olsa gazetecilik yaşıyor diyebiliyorum. Elbette hepimiz yeniden tam anlamıyla sağlığına kavuşacağı günü bekliyoruz.“

Kategoriler: Kültür ve medya, Orijinal içerik

Bülten

Elektronik posta adresini gir ve günlük haberleri sana gönderelim

Search

International Campaign to Abolish Nuclear Weapons

International Campaign to Abolish Nuclear Weapons

Arşivler

xpornplease pornjk porncuze porn800 porn600 tube300 tube100 watchfreepornsex

Except where otherwise note, content on this site is licensed under a Creative Commons Attribution 4.0 International license.