Akademisyen ve gazeteci Özgür Mumcu ile Eray Özer’le birlikte hazırladıkları “Yeni Haller” isimli podcast programını, Spotify ile ilgili yürürlüğe giren yeni düzenlemeyi, Türkiye’deki podcast yayıncılığının geleceğini ve radyo yayıncılığının sona mı erdiğini konuştuk.

Podcast formatında yayınladığınız “Yeni Haller” isimli programı yapma fikri nasıl ortaya çıktı ve bu konuları konuşmaya sizi çeken şey neydi?

Medyadaki dijital dönüşüm bir haber bombardımanına ve dolayısıyla bir yorgunluğa, haberden kaçınmaya yol açıyor. Dört bir koldan gelen haber, yorum ve analizler nasıl bir dünyada yaşadığımız konusunda aydınlatıcı olmaktan uzak. Meseleleri bir bağlama oturtmak ve sakince, internete hakim olan gladyatör dövüşü üslubunun dışında konuşmak istedik. Dünyada büyük devirler ve bu devirlerin arasında birkaç on yıl süren dönemler var. Öyle bir dönemde, geride kalan devrin bir değerlendirmesi ve gelecek olanının ipuçlarını aramaya çalışıyoruz.

Nasıl bir içeriği var Yeni Haller’in? Kaç kişilik ekiple çalışıyorsunuz?

Şimdilik iki kişiyiz. Ancak başka podcast bölümleriyle daha zengin bir yayın ağına dönüşmek gibi bir arzumuz mevcut.

Programınızın adını “Yeni Haller” ismini vermenizin ve programın podcast formatında yayınlanmasının sebebi nedir?

İkimiz de geleneksel medyanın çeşitli yerlerinde çalıştığımız için hem siyasi hem de teknolojik sebeplerle o mecradan kopulması konusunda mutabıktık. Sessiz ve sakin başlayarak, organik bir şekilde insanlara ulaşmak için bu formatı seçtik. Tabii bu video formatında projelerimiz olmadığı anlamına gelmiyor. İsmi ise proje hakkında konuşurken Duygu Demirdağ’ın önerisiyle seçtik.

Programınızı hazırlarken nasıl bir yöntem izliyorsunuz ? Yeni Haller’in dinleyicilerinden içerik açısından nasıl bir tepki aldınız?

Neyi merak ediyorsak onu araştırıp sunuyoruz. Tarih, toplumsal psikoloji, bilişsel bilim, felsefe, sosyoloji gibi bir çok disipline temas eden konuları tercih ediyoruz. Aynı zamanda dinleyicilerin tekliflerine de açığız. Kimi zaman onlardan gelen konu tekliflerini işlediğimiz de oluyor.

Podcast dinlemek isteyen bireyler onlarca programın içerisinden Yeni Haller’i neden tercih etmeli? Hazırladığınız bu program ile dinleyicilere vermek istediğiniz mesaj nedir?

Podcast bölümlerini herhangi bir zaman dinlenebilecek, her dem taze diye tanımlayabileceğimiz bir anlayışla çekmeye gayret ediyoruz. Yani aylar önce yayınlanmış bir bölümü bugün de yayınlandığı güne göre aynı ilgiyle takip etmek mümkün.

“Yeni Haller” adıyla hazırladığınız podcast programını dinlemek isteyen bireyler hangi mecralar üzerinden içeriklerine ulaşabilir ve programınızın abone sayısı kaçtır?

Podcast dinlenebilen her mecradan ve Youtube’dan takip etmek mümkün. Çok çeşitli mecra olduğu için net bir abone sayısı vermek güç, ancak giderek artan bir ivmesi olduğunu söylemek mümkün.

Hazırladığın programın bir gelir modeli var mı? Sürdürülebilir bir gelir modeli ile podcast yapmak mümkün mü?

Patreon’dan yayınımıza destek olunabiliyor. Patreon destekçilerimiz, podcast bölümlerini daha erken dinleyebildiği gibi podcast bölümlerinin bültenlerine ve video formatında sohbetlerimize de erişebiliyor. Bültenlerde, bölümlerde bahsettiğimiz kaynakları paylaşıyoruz. Her bültende konu hakkında bir değerlendirme yazısı da oluyor. Öğrencilerinse bültenlere erişmek için patreon’a üye olması şartı yok.

Podcastreklam ilişkisi henüz yeni başlıyor. O konuda da görüşmelerimiz ve projelerimiz var.

Gazeteci ve akademisyen Özgür Mumcu olarak Türkiye’den podcast formatında yayınlanan hangi programları beğeniyorsunuz ve Türkiye’de podcast yayıncılığının geleceği konusunda ne düşünüyorsunuz?

Podcast Türkiye’ye biraz gecikmeli geldi. Parlak bir geleceği olacağına inanıyorum. Gayet nitelikli yayınlar da var. Ancak henüz özellikle İngilizce konuşulan ülkelerdeki çeşitlilik yok. Türkçe Fularsız Entellik, Zihnimin Kıvrımları, Kalt’ın podcasti, Kaptan Zaman başta olmak üzere beğenerek takip ettiğim yayınlar var.

Spotify yasal sürede müracaatını yaparak lisanslama süreçleriyle ilgili hazırlıklara başladı. Bu yeni düzenlemede hedef podcastler mi?

Podcastlerin şimdilik iktidarı rahatsız edecek bir içerik ya da kapsama alanına ulaştığını zannetmiyorum. O gün geldiğinde sert tedbirler alacak bir iktidar olduğu açık ancak bu lisanslama süreçlerinde podcast yayınlarının bir yer tutmadığını, tuttuysa da bunun payının pek küçük olduğunu düşünüyorum. Ancak bu bir bilgiye dayanan bir kanı değil.

Son olarak podcast formatında hazırlanan programlar gelecekte radyo programlarının yerini alabilir mi? Radyo yayıncılığının sonu mu geliyor?

Mümkün. Fakat buna radyonun sonu değil kabuk değiştirmesi diye bakmak gerekiyor sanki.