Teyit.org’un editörü Emre Saklıca ile ekip olarak hazırladıkları “t cetveli” isimli podcast programını, yalan haber meselesini ve Türkiye’de podcast sektörünün geleceğini konuştuk.

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler alanında yüksek lisans eğitimimi tamamladım. 2005 yılında Radyovizyon’da tanıştım mikrofonla. Sonrasında da Kanal B’ye geçtim ve orada uzun yıllar Güncel isimli bir programı sürdürdüm. Bir yıl önce de Teyit’e editör olarak geçtim.

Teyit ekibi olarak her hafta merceklerinize takılan araştırmaları, gelişmeleri ve yenilikleri konuştuğunuz aynı zamanda dezenformasyon yaygınlığını anlamaya, doğru bilginin gücünü yaygınlaştırmanın yöntemlerine dair fikir yürüttüğünüz “t cetveli ” isimli podcast programınızı yapma fikri nasıl ortaya çıktı ve bu konuları konuşmaya sizi çeken şey neydi?

Teyit’e başladığım ilk gün ofiste yer alan takvimde Aralık ayında “podcast başlangıç” gibi bir ibare gördüm. Gel zaman git zaman podcast konusunda neler yapıldığını anlamaya çalıştım. Teyit’in bir süredir bu konuda geçmişten gelen deneyimleriyle birlikte bir ön çalışması vardı, ben de Medyapod ve radyoculuk deneyimimi biraz işin içine katarak ne yapabiliriz sorusunu yanıtlamayı odağıma aldım. Ekipten Alican’la bir süre neler üretebilirizi konuştuk. Sonrasında bu fikirleri Atakan’la bir süzgeçten geçirdik. Dört beş fikri kafamızda ince eleyip sık dokuduk ve fikirleri biraz demlemeye bıraktık. Neticede ortaya t cetveli çıktı.

Programınızın isminin “t cetveli” olmasının sebebi nedir ve programınızı hazırlarken nasıl bir yöntem izliyorsunuz?

Programla ilgili fikirlerimizi netleştirdikten sonra isim ne yapalım diye tartışmaya başladık. Üç dört farklı alternatif vardı. Bunları konuşmak için hazırladığım bir dokümana bir başlık attığımı hatırlıyorum. Proje: t cetveli. Geçmişimde bir dönem mühendislik de okuduğum için birden Teyit’in t’si ile bağlantı olarak geldi aklıma. Biraz olanı biteni anlamaya çalışacağımız için ölçüm yapabilen bir obje de olması o anda cezbetti. Sonrasında neden bu başlıktan gitmeyelim dedik ve diğer isimleri birden sildik.

Programı hazırlarken önce o dönemde gündeme alabileceğimiz konuları tartışıyoruz. Hangisi daha önemli ve daha çok kişiyi etkiliyor? Bunu tartışmamız neyi değiştirecek ve ne gibi etkiler yaratabiliriz? Bu sorular bağlamında bir tartışma yaptıktan sonra konuyu belirliyoruz ve bir akış oluşturuyoruz. Konuşacağımız konuları podcasti hazırlayanların katkılarıyla zenginleştiriyor ve hepimiz o konuda okumalarımızı yapıyoruz. Sonrasında da programı çekiyoruz.

Ekibinizde kimler var ve podcast dinlemek isteyen bireyler çok sayıda programın içerisinden “t cetveli’ni neden tercih etmeli?

t cetveli’nin ilk sezonunda Teyit’in kurucusu Atakan ve şef editörü Gülin’le birlikte yaptık programı. İkinci sezonda ise eğitim sorumlumuz Kansu ve editörlerimizden Mert Can ile devam ediyoruz. t cetveli’ne katkı sunan ve programa dahil olan kişiler bu alanda çok ciddi çalışmalar yapıyor ve kişisel geçmişleri, eğitimleri ve mesleki deneyimleri ile heybelerine deneyimlerini doldurma konusunda pek mahirler. Bu yüzden her birinin içgörüleri ve heybesindekiler medya ekosisteminde tartışılan konulara kayda değer notlar bırakacak nitelikte. Türkiye’de şüpheli bilgiyle mücadele alanında büyük bir hafızaya sahip olan Teyit ekibinden kişilerin sistemdeki sorunları tartışması ve nasıl bir çıkış yolu, nasıl daha iyi olunacağına ilişkin tartışmaları bence çok kıymetli. Özellikle medya ekosisteminde neyi, nasıl daha iyi yaparız sorusunu kafasında döndürenler ve yanlış bilgiyle sürekli muhatap olanların bu programda çok fazla şey bulacağını düşünüyorum.

“t cetveli” isimli podcast programı hakkında dinleyicilerden nasıl bir tepki aldınız ve podcast programınızı takip etmek isteyen bireyler içeriklerinize hangi mecralar üzerinden ulaşabilir?

Teyit’in çok iyi bir topluluğu var. Organizasyon olarak sosyal etkiyi ve sistemsel dönüşümü fazlasıyla önemsediğimiz için bizimle birlikte hareket eden ve sürecin parçası olan güçlü bir topluluk bu. Hem topluluğumuz hem de sosyal medyadan, alanda faaliyet gösteren gazetecilerden ve bu konuda akademik çalışma yapan birçok yetkin isimden geri dönüşler alıyoruz. Bu da bizi daha da motive ediyor.

Programınızın abone sayısı kaçtır ve hazırladığın programın bir gelir modeli var mı?

Türkiye’de podcastlerin abone sayısı konusunda somut verilere ulaşmak çok mümkün değil. Dinlenme sayıları konusunda da eldeki verilerin çok sağlıklı olmadığı konusunda neredeyse tüm podcasterlar hemfikir. Bu yüzden net bir sayı vermek çok doğru değil çünkü elde bu konuda bir veri yok. Programın kendine has bir gelir modeli yok. Teyit ekibi, ürettiklerini birçok farklı platformda, başka formatta takipçilerine ulaştırıyor ve kar amacı gütmeyen bir sosyal girişim olarak etkisini büyütmeye çalışıyor. t cetveli de Teyit’in podcastle buluştuğu bir format aslında. Bu nedenle de daha çok sosyal etkiyi öncelikleyen ve Teyit’teki anlatıları tamamlayan bir yapıya sahip. Dileyenler programa destek.teyit.org adresinden destek olabiliyor.

Yalan habere, neden doğrusundan daha çok inanıyoruz? Bu yeni problemle nasıl baş edebiliriz?

Bunun bu söyleşiye sığmayacak kadar çok nedeni var. Bunun altında psikolojik sebeplerden eğitime uzanan birçok neden var. Hatta t cetveli’nin ikinci sezon ikinci bölümünü bu psikolojik nedenler üzerine kurguladık. Bunun yanı sıra birçok faktör karşımıza çıkıyor bu noktada. Türkiye’de medyanın bugün dönüştüğü hal, kutuplaşmanın kişiler üzerindeki etkileri bizim ülkemize has nedenler olarak karşımıza çıkıyor. Dünya genelinde de hakikat ötesi çağın kaçınılmaz tablosu olarak karşımızda duran bu yanlış bilgi sorunu toksik etkisini sürdürmeye devam ediyor. Kapalı mesajlaşma programları ve teyit yanlılıklarımız bizi dar bir alana itmeye çalışıyor. Teyit de bu sorunla mücadele için durmaksızın çalışıyor. Hazırladığımız analizler, bu sorunların kökenini anlamaya çalıştığımız t cetveli, #teyitpedia yazılarımız ve topluluğumuzu geliştirmeye çalıştığımız Teyit Yolu gibi içeriklerimiz baş etme yolunda önemli adımlar. Bu günlerde yayınlayacağımız Doğrulama El Kitabı’nın üçüncüsü de yine bu konudaki somut girişimlerimizden.

Yalan haberle baş etmek açısından gazeteciler nasıl bir metot izlemeli? Bu konuda gazetecilere düşen görev nedir?

Yanlış bilgiyle mücadele elbette ki Türkiye’de tüm medya emekçilerinin, bu alanda akıl yürütenlerin, çalışma yapanların ortak çabası ile daha da değerli olacak ve güçlenecek. Bu alanda bir şeyleri değiştirmeye çalışan ve elini taşın altına koyan çok sayıda gazeteci var. Ancak kurumların haberi bir an önce, hızla yetiştirme mantığı ve medyanın değişen yapısı buradaki olumsuz tabloyu daha da karanlık bir hale getiriyor. Gazeteciler de şüphe etme reflekslerini ve eleştirel düşünme alışkanlıklarını, yani bizim Teyit’te “şüphe kası” dediğimiz kaslarını güçlendirerek hakikat peşinde koşma çabasını artırdığı sürece elbette bu iklim bir nebze değiştirebilir.

Podcast söz konusu olduğunda yanlış bilgi ve yalan haber konusu göz ardı ediliyor. Podcast açısından Teyit ekibi olarak bir çalışmanız var mı veya olacak mı? Bu konuda neler yapılabilir? Ayrıca podcast sektöründe işin etiği üzerinde pek bir tartışma yaşanmıyor. Sizce podcast sektöründe etik kurallar olmalı mı? Bu etik kurallar ne olmalı?

t cetveli’ni yapma sebebimiz de biraz belki bu noktada farkındalık yaratmak. Yanlış bilgi konusunu dert edinen insanların birçok mecrada bu konularda arayışta olduğu bir gerçek. Biz de programda biraz bunu anlatmaya çalışıyoruz. t cetveli’nde özellikle konuştuğumuz, bahsi geçen kaynakları açıkça anmaya ve açıklamalarda bağlantılarını vermeye özen gösteriyoruz ki bizi dinleyenler de üzerine tartıştığımız içerikleri kendileri okuyup yorumlayabilsinler. Şu aşamada çok viral olan, sistematik olarak yanlış bilgi yayan ve demokrasiye zarar veren yanlış bilgilerle dolu Türkçe podcast içerikleriyle doğrudan karşı karşıya kalmadık. Bu alandaki gelişim ve değişim ilerde elbette yeni kararlar almayı sağlayabilir. Medyada etik ise çok ayrı bir tartışma konusu.

Son olarak Emre Saklıca olarak Türkiye’den podcast formatında yayınlanan hangi programları beğeniyorsunuz ve pandemi döneminden podcast sektörü nasıl etkilendi? Türkiye’de podcast yayıncılığının geleceği konusunda ne düşünüyorsunuz?

Türkiye’de podcast doğum sancılarını geride bıraktı ve artık iyice gelişme aşamasına girdi. Pandemi bu konuda podcast üretimini daha da artırdı ve çeşitlilik dinleyiciyi de içine çekti. Bundan sonraki süreçte sektörde yatırımların daha da büyüyeceği gibi bir öngörüde bulunabiliriz. Podcast sektöründe Socrates’in üretim aşamasında çok güçlü adımlar atması, Medyapod ve Podfresh gibi mecraların gelişimlerini sürdürmesi ve gelir modelleri üzerine yoğun tartışmalar yapması, yeni olanaklar aramaları ümit verici gelişmeler olarak karşımızda duruyor. İşin mutfak kısmında niteliği artırıcı çalışmalar da ülkedeki podcast üretimi açısından fazlasıyla öneme sahip. NewsLabTurkey’in sürdürülebilir gazetecilik modellerini ele aldıkları podcastler, Anlatsam Roman Olur, Ümit Alan’ın Yeni Medya 451, Özgür Mumcu ve Eray Özer’in Yeni Haller’i, Odadaki Fil, Merak Listesi gibi sayabilirim.