Yayın yönetmenliğini Dr. Sarphan Uzunoğlu’nun yaptığı Türkiye’nin dijital gazetecilik akademisi olarak bilinen NewsLabTurkey, Guardian Foundation tarafından desteklenen NLTR Akademi adını verdiği eğitim programı kapsamında medya girişimcilerini farklı konularda eğiterek onlara projelerini hayata geçirmeleri için mini-hibelerle destek sağlamıştı. Bu projelerden biri de Arkhe’ninSokaktaki Akademi’ adı altında başlatmış olduğu video serisi.

Dostluk, arzular, bilinçdışı ve siyasal örgütlenme gibi konularında konuşulmuş olduğu ve farklı konularla devam edecek olan “Sokaktaki Akademi” projesini yürüten Yağız Alp Tekin ile konuştuk.

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Geçtiğimiz dört sene içerisinde İngiltere’de felsefe ve siyaset üzerine lisans ve lisansüstü dereceleri tamamladım. Geçtiğimiz yaz itibariyle Türkiye’ye dönüş yaptım. Bir yandan arkadaşlarımla 6 senedir üzerine çalıştığımız Arkhe Projesi fikrini yeşertmeye çalışıyoruz, diğer yandan da 140journos’da editörlük yapıyorum. Bir diğer yandan da profesyonel güreşçilik yapıyorum. Bu sene virüs olmasaydı Kırkpınar yağlı güreşlerinde er meydanına çıkacaktım.

Dostluk, arzular, bilinçdışı ve siyasal örgütlenme gibi konularında konuşulmuş olduğu ve farklı konularla devam edecek olan Sokakta Akademi serisini hazırlama fikri nasıl ortaya çıktı ve bu seriyi hazırlamaya sizi çeken şey neydi?

Son on senedir Türkiye’deki ve dünyadaki entelektüel ve meraklı insanlarla yakın temasım oldu. Lise yıllarımda bu etkileşimimi Nesin Matematik Köyü’ndeki felsefe programları üzerinden sağlarken üniversite yıllarımda dünyanın en iyi felsefe, siyaset departmanlarında bilgi açlığımı gidermeye çalıştım. Şimdi dönüp de geriye baktığımda derslerden ve monolog şeklinde dinlediğim anlatılardan çok az şey öğrendiğimi fark ediyorum. Bunda dilin bir etkileşim aracı olarak yetersiz olmasının önemli bir etkisi olduğunu düşünüyorum. Karşı tarafın sık sık durdurup da ‘‘burada ne demeye çalıştın?’’, ‘‘X derken neyi kastediyorsun’’ diyemediği konuşma türlerinde herkes beyninin içinde kısılıp kalıyor. Maalesef, üniversitelerdeki ortam bu etkileşime pek de alan tanımıyor.

Sokakta Akademi serisindeki diyalog tarzını bu probleme bir çözüm olarak düşündüm. Platon’un diyaloglarında da benzer bir soru cevap tarzı var, buna Socratic Elenchus deniliyor. Örneğin Meno diyaloğunda Socrates bir köleye sadece sorular sorarak bir geometri problemini çözmesini sağlar. Herkesin her şeyi anlayabileceği fikrinden esinlenerek akademisyenleri konuya yabancı fakat iyi soru sorabilen insanlarla sohbet ettirdim. Bu fikir doğrultusunda; akademisyenleri barmenlerle, inşaat öğrencileriyle, fizikçilerle eşleştirdim. Önümüzdeki bölümlerde bakkal, polis,ve kahvehanedeki dayılarla da bölümler çekmek istiyorum. Böylece anlatının daha anlaşılabilir ve dinamik olmasını amaçlıyorum.

Sokaktaki Akademi serisini takip ederken Doktor Sarphan Uzunoğlu’nun yayın yönetmenliğini yaptığı NewsLabTurkey’in katkılarıyla yazısıyla karşılaştık. Bu serinin hazırlanmasında NewsLabTurkey nasıl bir rol oynadı?

The Guardian Foundation ve İsveç Başkonsolosluğu’nun katkılarıyla NewsLabTurkey aracılığıyla verilen bir fon programı sayesinde Sokakta Akademi serisini yapacak özgüveni buldum. Fon cüzzi bir miktardı fakat NewsLabTurkey’in düzenlediği eğitimler projeyi geliştirmem konusunda epey yardımcı oldu. 3 ay boyunca haftada iki kez veri gazeteciliğinden, podcast konularına kadar geniş bir yelpazede dersler aldım. Bu eğitimler, Yeni Medya ile ilgilenen insanlarla tanışmamı ve Türkiye’deki gazetecilik sektörünü yakından deneyimlememi sağladı.

İsminin Sokakta Akademi olmasının sebebi nedir ve Sokaktaki Akademi’nin yayınlarını hazırlarken nasıl bir yöntem izliyorsunuz?

Akademik tartışmaların laf kalabalığı ve havalı jargonlar arkasına saklanması benim için bir problem. Felsefecilerin pek de sevmediği School of Life akımının arkasında yatan fikrin de bu olduğunu düşünüyorum. Okuduğum makalelerin çokça kez basit kelimelerle 3-4 cümlede özetlenebileceğine şahit oldum. Kendi entelektüel gelişimimde de basitlik, yalınlığa epey önem verdim. Bir yandan da ilgilendiğim konuları her zaman bir bağlama oturtmaya ve neden önemli olduklarını anlamaya önem gösteriyorum. Benim için bir konunun önemi de, felsefe eğitimime rağmen, pratik hayata ne kadar etkisi oluyor sorusu üzerinden şekillenmeye başladı. Bir hocama Sokakta Akademi fikrini açtığımda psikanaliz bir okumamı yapmıştı. Ailemde akademik eğitim alan ilk jenerasyon olmama bağlamıştı. Belki de gerçekten böyledir ama hislerimin zıddına da gidemem.

Ekibinde kimler var ve hazırladığınız bu yayınlar kapsamında neyi amaçlıyorsunuz? Sokaktaki Akademi serisini insanlar neden takip etmeli?

Ben ve ben. Altyapısı kolay olan bir tarz olduğu için daha seri içerik üretebiliyorum. Bir yandan kurgu yeteneklerimi geliştiriyorum bir yandan da akademi dışındaki izleyicilere akademisyenleri tanıtıp, bu insanlar hangi konuları çalışıyor ve çalıştıkları konuları nasıl bir üslupla tartışıyorların fikrini vermeyi amaçlıyorum.

Sokakta Akademi serisinin sadece Youtube üzerinden yayınlanmasının nedeni nedir?

Görsel medyanın insanlığın bilgi aktarımı tarihinde çok yeni ve etkili bir araç olduğunu düşünüyorum. Görsel anlatı hem daha verimli, fazla konu kısa bir sürede işlenilebiliyor, hem de duyguları okşayan bir yanı olması nedeniyle izleyicide daha büyük bir etki bırakabiliyor. Youtube da bu anlatım tarzının en popüler olduğu araç.

Hatta akademik makalelerin de görsel formata çevrilebileceğini düşünüyorum. İleride üniversitelerde de akademisyenlerin makalelerini görselleştirdiklerine şahit olabiliriz. Neden olmasın?

Sokaktaki Akademi serisini takip eden izleyicilerden nasıl bir tepki aldınız?

Şu aşamada arkadaş çevremin ve arkadaşlarımın arkadaşlarının çok dışına çıkamadım. Fakat geri dönüşler umut verici, gelen yorumlara göre formatı da değiştireceğim. Örneğin ilk videoda sohbet edenlerin birbirlerini tanımamaları gerektiğini düşünmüştüm. Bu yüzden de kayıt başlayana dek ikilinin birbiriyle konuşmamasına özen göstermiştim. Fakat bunun sohbeti çok tutuk yaptığını fark ediyorum. Bunun yanı sıra bazen akademisyenin dalarak didaktik ders anlatısına kaydığını fark ediyorum. Bunu engellemek için bir el hareketi geliştirdim. Çekim yaparken ara ara bu hareketi yaparak akademisyenin karşı tarafa söz hakkı vermesini sağlıyorum.

Son olarak Youtube’daki yayınlarda Arkhe Projesi’nin de ismi geçiyor. Arkhe Projesi’nden kısaca söz edebilir misiniz ve Arkhe Projesi hangi faaliyetleri sürdürüyor?

Aslında Arkhe Projesinin arkasındaki fikrin Sokakta Akademi serisini yarattığını söyleyebilirim. Son altı senedir arkadaşlarımla Şirince’de felsefeden, ekonomiye; arkeolojiden, antik yemek kültürüne kadar geniş bir skalada akademik programları düzenliyoruz. Geçtiğimiz sene içerisinde Matematik Köyü’nün yanında bir arazi alıp ellerimizde, şimdilik, derme çatma bir kampüs inşa ettik. Şu ana dek 1000’e yakın öğrenci, 300’e yakın akademisyen ağırladık ve bu yaz kendi arazimizde yaptığımız programlarla bu sayı neredeyse ikiye katlandı. Türkiye’deki eğitim sistemi kötüye gidiyor. Matematik Köyü, Tiyatro Medresesi ve Arke Projesi; Şirince’den Türkiye’ye yayılan alternatif eğitim arayışını karşılıyor. Konunuzu çalışan hocalarla ve benzer meraklar paylaştığınız insanlarla 1-2 hafta aynı alanda vakit geçirince ortaya olağanüstü fikirler projeler çıkıyor. Şirince’deki bu kültürel havzaya gösterilen ilgi heyecan verici. Önümüzdeki senelerde birçok insanın da bu enerji akışından nasiplenmesini öneririm. Türkiye’de güzel şeyler oluyor.