Ahmet Sabancı: DEHB’ye Karşı Önyargı Hayatı En Çok Zorlaştıran Konulardan Biri

22.09.2020 - Gökhan Korkmaz

Ahmet Sabancı: DEHB’ye Karşı Önyargı Hayatı En Çok Zorlaştıran Konulardan Biri

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) tanısı konulan bireyler son dönemde sosyal paylaşım sitesi Twitter’da toplum içerisinde maruz kaldıkları ayrımcılığı, ilaç alırken yaşadıkları sıkıntıları ve bunun gibi pek çok problemi dile getiriyordu. Ancak tüm bu yazılanlar algoritma sistemi içerisinde kısa sürede görünür olup kayboluyordu. 

Pressenza Türkçe olarak pozitif bir örnek olabilmesi açısından ve sosyal medyada dile getirilen sorunların konuşulması amacıyla   DEHB  tanısı konulan bireylerden biri olan serbest yazar ve araştırmacı Ahmet Sabancı ile konuştuk.

Dikkat Eksikliği ve hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) teşhisi konulan bireyler olarak aile ve toplumsal hayatınızda ne tür sorunlar yaşıyorsunuz? Ayrıca hangi önyargılara ve ayrımcılığa maruz kalıyorsunuz?

Aslında bu fazlasıyla kapsamlı ve üzerine uzunca konuşulabilecek bir sorun. DEHB temel olarak beynin yönetim ve dikkat ile alakalı sisteminin çoğunluğa benzer şekilde çalışmamasından kaynaklandığı için bunun hayatın birçok farklı noktasında etkilerini görmek mümkün oluyor. Bu işlev farklılığı konsantrasyon ve motivasyon sorunları, tepkisel davranışlar, uzun süreli bir düzen kuramamaya ve duygusal anlamda tepkisellik gibi birçok şeyi beraberinde getiriyor.

Tüm bunlar DEHB’li bireyin hayatını birçok anlamda zorlaştırmaktadır. İçinde yaşadığımız toplum ve ekonomik yapı içerisinde başarılı kabul edilmek için yapılması gereken birçok şey DEHB’li bireyler için imkânsız denilebilecek seviyede zordur. Bu konuda toplum olarak yeterli bir bilince sahip olmamamız da bu kişilerin “tembel”,umursamaz” gibi etiketlerle gözden çıkarılmasına sebep olabiliyor. Ayrıca topluma uyum sağlamak konusunda yaratılan baskı da bireylerin kendilerini aşırı zorlamalarına ve başka psikolojik sorunların da DEHB’nin üstüne eklenmesine neden oluyor. 

Özellikle DEHB’ye karşı önyargı hayatı en çok zorlaştıran konulardan birisi. Bunun bir “çocuk hastalığı” zannedilmesi, “herkes biraz DEHB” ya da “yeterince çabalarsan yaparsın” gibi sözde tavsiyeler, DEHB’nin aslında gerçek olmadığı ve bir komplo olduğu gibi absürt komplo teorileri ve daha birçok şey bununla yaşamak zorunda kalan insanların hemen her gün uğraşmak zorunda kaldıkları şeyler. Toplumda DEHB bilinci oluşturmak konusunda hâlâ yeterli bir seviyeye gelemediğimiz için de birçok insan bu durumu, yani aslında kim olduklarına dair önemli bir parçayı, saklamak zorunda hissediyorlar.

Tüm bunların yarattığı etkiler kaçınılmaz olarak DEHB’liler ile birlikte yaşayanlara da yansıyor ve onlar için de zor süreçlere neden olabiliyor. Bu sorunlar kontrol altına alınıp çözülmedikçe hem kişiyi hem de onunla hayatı paylaşanları yıpratacak şeyler yaşanmaya devam ediyor.

DEHB teşhisi konulan bireyler olarak kullanmanız gereken ilaçları temin etmeye çalışırken karşı karşıya kaldığınız problemler nedir?

Burada en sık karşılaşılan iki sorun bu ilaçlara DEHB’li olmayanların yakıştırdığı etiket yüzünden doğan önyargı ve DEHB’nin bir çocuk hastalığı gibi görülmesinden dolayı yaşanan erişim zorluğu.

DEHB ilaçları aslında bir destek ilacıdır ve DEHB’li bireylerin işlevsel sıkıntılar yaşamasına sebep olan hormon salınım dengesizliğini kontrol altına almayı amaçlayan özel bir tedavidir. Ancak bir grup insan bunu “mental performans arttırıcı” veya “sınava hazırlık desteği” gibi amacı dışında kullanmaya ve ihtiyaçları olmadığı halde reçete almaya başlayınca ilaçlar çok daha sıkı denetlenmeye ve erişimi zorlaşmaya başladı. 

Bu denetim ve zorlaştırmanın yanında DEHB’nin genellikle çocuklarda görüldüğü yanılgısı ile DEHB ilaçları 18 yaş üstü için sigorta kapsamından çıkartıldı. Bu da yetişkin DEHB’li kişilerin ilaç tedavisi görebilmek için her ay reçete alması ve ardından ilacın tam fiyatını ödemesi gerekiyor. Bu da kimi durumlarda her ay yüzlerce lira ek masraf demek.

DEHB teşhisi konulana kadar ve konulduktan sonra bilgi edinmekten yardım almaya kadar o süreçte neler yaşadınız?

Konuya dair bilgi ve kaynak eksikliği önemli bir sıkıntı. Özellikle internette Türkçe kaynak aradığınızda bulabileceğiniz şeylerin büyük bir kısmı birbirinin aynısı ve yetersiz seviyede. Bir de bu kaynakların çocuk odaklı olması yetişkinler için bilgi edinmeyi zorlaştırmakta. Az bilginin üzerine ilaçtan hastalığın kendisine kadar bilgi kirliliği yaratan veya doğrudan komplo teorisinden ibaret olan kaynakların eklenmesi durumu daha da kötü bir hâle getiriyor. Tüm bunlar da kendisine yardım arayan kişilerin zor bir süreçten geçmesine neden oluyor.

Teşhis konusunda bir diğer önemli sıkıntı da DEHB konusundaki önyargıların kadınları daha ağır bir şekilde etkiliyor olması. Hem Türkiye’de hem de dünyanın hemen her yerinde kadınlarda teşhis edilmemiş DEHB oranı daha yüksek. Bunun sebebi ise genellikle DEHB belirtilerinin kadınlara karşı önyargılar ile birleşerek başka şekilde yorumlanması. Bu da kadınların daha fazla mağdur olmasına neden oluyor.

Benim en büyük avantajım –erkek olmamın yanı sıra– yabancı dil bilmem oldu. Bu sayede farklı dillerde daha kapsamlı materyallere erişme ve bu anlamda kendimi eğitme fırsatına eriştim. Ayrıca eşimin ve yakın çevremdeki insanların bu konuda bana destek ve yardımcı olması da benim için bu süreci görece çok daha kolay bir hâle getirdi. Her ne kadar gerçekten sorunu anlayacak bir psikiyatrist bulmam vakit alsa da birçok kişiye göre daha rahat bir tecrübem olduğunun farkındayım.

DEHB teşhisi konulan bireylere bu konuda çalışan uzman hekimlerin yaklaşımı nasıl olmalı?

Bu konuda psikiyatristlerin dikkatli olması şart. Teşhis edilmemiş DEHB başka rahatsızlıklara neden olabiliyor ve bunlar bazen daha baskın olarak DEHB’nin gözden kaçmasına neden olabiliyor. Ayrıca teşhis ve tedavi sürecinin DEHB’li birisi için ne kadar zor olabileceğinin bilincinde hareket etmeleri ve bunu kolaylaştıracak destek mekanizmaları sağlamaları lazım.

Örneğin düzenli olarak randevu almak, ilaç takibi yapabilmek ya da telefon görüşmeleri yapmak DEHB’li bireylerin sıkça zorlanabilecekleri şeyler. Bunları kolaylaştıracak mekanizmalar (otomatik takvim davetleri, hatırlatıcı aramalar…) sağlanması durumunda her iki taraf için de süreç çok kolaylaşacaktır. Ayrıca bu konuda destek veren sağlık çalışanlarının kendilerini genel olarak eğitip güncel tutmaları da önemli. Birçok uzmanın bu konuda hâlâ güncel bilgilerden uzak olduğuna dair örnekleri maalesef duyuyorum.

Sosyal paylaşım sitesi Twitter’da DEHB tanısı almış bireylerin var olduğu bir topluluktan bahsetmişsiniz bu topluluğun işlevi nedir?

DEHB’li bireyler için kendileri ile benzer durumda olan insanlarla iletişim içerisinde olmak, birbirleri ile tecrübelerini ve buldukları çözümleri paylaşmak ve genel olarak bir destek ağı oluşturmak her zaman büyük bir fayda sağlar. Hem DEHB’li bireyler hem de farklı sebeplerden ötürü toplumun “normal” tanımlarının dışında görülen insanlar, dışlanıp ötekileştirildiklerinden dolayı bu destek grupları tecrübe edemedikleri topluluk ve aidiyet hissini vererek onların “anormal” olduklarına dair içselleştirdikleri kalıpları kırmasını da sağlar.

DEHB’li bireylerin özellikle sosyal medya üzerinden kendi tecrübelerini paylaşmak, birbirlerine destek olmak ve diğer DEHB’lilere yalnız olmadıklarını hissettirmek için farklı platformlarda kurdukları bu gruplar kişilerin hayatlarında çok büyük pozitif etkiler yaratabiliyor. Benim bu sayede internet üzerinden keşfettiğim kaynaklar ve kişiler benim kendimi anlama ve yardım alma sürecimde çok büyük fayda sağladı, hâlâ da sağlıyor.

DEHB teşhisi konulan bireylerin sorunlarına çözüm olarak STK’ler ne yapabilir?

Bu konuda toplumda bilinç geliştirme konusunda STK’ların desteği olabilir. Kampanyalar veya içerik üretimi bu noktada yapılabilecek şeyler arasında ilk aklıma gelenler. Çünkü DEHB ile yaşamak hayatın birçok farklı aşamasında farklı yapılardan dolayı zor ve bu konuda yeterli bilinç oluşmadığı için bu zorlukları ortadan kaldıracak değişimlerin hiçbiri gerçekleşmiyor. Ayrıca bu konuda ihtiyaç duyulan kimi yasal değişiklikler konusunda kamuoyu oluşturmaya destek olabilirler.

DEHB tanısını konulan bireylerin sorunlarının çözümü için Sağlık Bakanlığı hangi adımları atmalıdır?

En temel ihtiyaç DEHB tedavisinde kullanılan ilaçların yetişkinler için de sigorta kapsamına alınması sanırım. Düzenli olarak buna ihtiyaç duyan kişiler için bu ilaçlar büyük bir ekonomik yüke dönüşebiliyor. İlacın suistimal edilmesi maalesef bir gerçek ama bunun çözümü ilaca gerçekten ihtiyaç duyanları cezalandırmak olmamalı.

Son olarak DEHB tanısı konulmuş bireylere çağrınız nedir?

Çağrı değil ama belki onlara hitaben birkaç kelime söyleyebilirim. DEHB ile yaşamak çok zor, hatta bazen katlanılmaz olabiliyor. Zaman zaman kendinizi yalnız da hissediyor olabilirsiniz. Ama kendinizden şüphe etmeyin, karamsarlığa düşmeyin. Beyninizin farklı bir şekilde çalışıyor olması bir eksik ya da sorun değil. Her ne kadar DEHB hayatınızın kimi alanlarını zorlaştırsa da birçok şeyi kolaylaştırabiliyor. Kendinizi tanımaya, beyninizin nasıl daha farklı çalıştığını öğrenmeye odaklanın. Ardından sizi kötü etkilediğini düşündüğünüz şeylerin etkisini azaltmanın, avantajınız olan şeyleri ise daha iyi kullanmanın yollarını arayın. Ve diğer DEHB’lilere her zaman destek olmaya çalışın. Dünyayı daha farklı tecrübe edenler olarak birbirimize yardımcı olabileceğimiz birçok konu var.

Kategoriler: Orijinal içerik, Sağlık
Tags: , , , ,

Bülten

Elektronik posta adresini gir ve günlük haberleri sana gönderelim

Search

International Campaign to Abolish Nuclear Weapons

International Campaign to Abolish Nuclear Weapons

Arşivler

xpornplease pornjk porncuze porn800 porn600 tube300 tube100 watchfreepornsex

Except where otherwise note, content on this site is licensed under a Creative Commons Attribution 4.0 International license.