Bir Arnavutluk hikayesi: Koronavirüs günlerinde dayanışma

04.04.2020 - Gül Ince Beqo

Bir Arnavutluk hikayesi: Koronavirüs günlerinde dayanışma

“…her zaman, her yerde, dünyanın bir ucunda ya da en unutulmuş köyünde, iktidarın sunduğu cezbedici yaşam için değil, iktidarın esir alamadığı iç tutkularından ilham alarak, içinde yaşadıkları toplum veya toplulukla ilgili amaçları olan, iktidarın sonsuz kışkırtıcılığına karşı durabilen, fikir ve hayalleri yolunda onun vazgeçilmez gücünü kullanabilmek için onunla ortak yaşayan insanlar vardır.”

Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Türkiye’de Kurban adı ile yayımlanan kitabında iktidarı, kişilerin iktidar ile olan -olmayan- ilişkilerini böyle dile getiriyor; takdir edersiniz ki, iktidarın tılsımlı gücünü faydalı toplumsal emeller için kullanma konusu hassas bir konu, o gücün insanı insani emellerinden nasıl kolayca uzaklaştırabileceğinin farkında görünüyor Rama bu yazdıklarında. Kendisinin asıl sanatsal gücü kaleminde değil aslında, resim fırçalarında, ismi de, siyasi meslektaşlarından çok önemli Arnavut ressamlarla anılıyor. 

Edi Rama’nın Facebook hesabını uzun zamandır takip ediyorum, başlangıç aşamasındaki Arnavutçam ile tüm yazdıklarını anlayamıyorum yalnız bir şey gözümden kaçmıyor, her hafta farklı bir dine ait mesajlar yolluyor takipçilerine, bazen Arnavut kökenli Rahibe Teresa’dan bir hayat dersi veriyor, bazen Sünni İslam alemini temsilen bir mesaj yolluyor, bazense Hz. Ali aracılığıyla tüm Bektaşi vatandaşları selamlıyor. Bu durum, hakikaten dünyada eşi benzeri zor görülecek bir çokkültürlülük örneği. Dünyada, ateizmi bir toplum politikası olarak Anayasa’ya dahil eden ilk ülke sıfatına sahip olan Arnavutluk şu an her dinden veya herhangi bir dine mensup olmayan vatandaşına aynı mesafede durmayı başarıyor. 

Arnavutluk’a ilk defa 6 sene önce gittim. Küçük, savaş ve sert rejimler görmüş, uzun senelerce kendinden başka kimseye güvenemeyen hırslı bir lidere ev sahipliği yapmış, küskün, ama şimdi gözü Avrupa’da, zar zor ayağa kalkmaya çalışan inatçı bir ülke. Bildiklerim bunlardı yola çıkmadan önce. Başka şeyler de öğrendim. Benim anavatanım Safranbolu’nun bir kız kardeşi varmış misal Arnavutluk’ta. İsmi Berat, iki şehrin kartpostallarını yan yana koysanız ayırt etmekte zorluk çekersiniz. Tiran’da koskocaman bir caminin hemen karşısında endamda yarışırcasına büyük bir kilise var bir de. “Birbirlerine rahat veriyorlar mı?” diye sormuşum tüm samimiyetimle şaşırarak, “burda dinden kavga çıkmaz, başka şeyden çıkar da, ondan çıkmaz” dedi, bir aile büyüğü. Sonra, bir akşam üzeri, aile ziyaretlerinde evden eve gezerken bir büyük teyzenin evine gittik, girişte Hz. Ali’nin kılıcı karşıladı bizi, “Bektaşiler demek ki” diye düşünürken mutfak duvarında asılı Arapça bir dua gördüm, “Sünni birileri vardır evde belki” derken salona geçtik. Alın size, şimdi de karşımdaki duvarda görkemli bir Meryem Ana ve bebek İsa tablosu duruyordu. Odadan odaya değil bir dinden bir dine geçtik sanki beş dakikada. Şaşkınlığımı çok iyi gizleyeyemiş olacağım, teyze kızlarından biri gülerek dedi ki: “zamanında hiçbir şeye inanmıyorduk ya, riske atmak istemiyoruz şimdi, birinden olmazsa diğerinden gireceğiz o cennete”. Açıkçası böyle bir cümleyi kurabilme özgürlüğünü sevdim, ilk görüşte. 

Arnavutluk ilginç ve güzel memleket, şaşırtan bir özelliği de birçok insanın en azından derdini anlatacak kadar İtalyanca bilmesi. İtalyan topraklarına ayak basmadan, Al Bano ve Romina şarkılarından öğrenilen tertemiz bir İtalyanca. Aslında bunda şaşırılacak bir şey de yok, iki ülke arasındaki ilişki sadece müzik festivalleri ve televizyon ekranları aracılığıyla kurulmuyor pek tabii, özellikle yakın geçmişte Arnavutluk’ta olanlar iki ülkenin kaderini sıkça birleştiriyor. 90lı yıllarda komünist rejimin yıkılmasıyla çıkan savaştan kaçan onbinlerce Arnavut gemilerle İtalya’nın güney kıyılarına, Bari ve Brindisi’ye sığınıyor. 

Enver Hoca rejimi için sanat eserleri üreten bir heykeltıraş ve doktor bir annenin çocuğu olan Edi Rama onlardan biri değil. Babasının gözbebeği olan rejimi eleştrirdiği için ülkeden kaçmak zorunda kalmış, kaçacak ülke olarak Fransa’yı tercih etmiş, gittiği ülkede sanat eğitimine devam eden bir başka sınıfın üyesi O. 

İtalya’da, Arnavutluk, Edi Rama, ikinci nesil Arnavutlar, iki ülkenin tarihi ilişkeleri gibi konular üzerinde sıkça konuşulur, özellikle son senelerde bu küçük ülkenin bir turizm cenneti olduğunun keşfedilmesi ile birlikte gündelik sohbetlere sıkça dahil olmaya başlamıştır. Son günlerde ise bu ülke bir başka konu ile gündeme geldi: Arnavutluk’un Koronavirüs ile mücadele kapsamında İtalya’ya 30 sağlık görevlisi göndermesi ve Edi Rama’nın görevliler uçağa binmeden hemen önce yapmış olduğu konuşma. İtalyan politikacılarınınkine taş çıkartan bir İtalyanca ile dedi ki: “(…) Bu görünmez düşman ile mücadelede insan kaynaklarımız sınırsız değil, evet, yalnız, hastanelerinde Arnavutlara da sağlık hizmeti veren  ve şu an yardım bekleyen İtalya bu durumda iken bu kaynakları yedekte bekletmemiz mümkün değil. Şu an herkesin bizzat kendi sınırları içinde kaldığı ve diğerlerine sırt çevirdiği doğru. Bizim, belki de zengin ve de hafıza yoksunu olmadığımızdan, Arnavutların zor gününde dostlarını yalnız bırakmayacağını göstermememiz mümkün değildir. Bu kimsenin yalnız kazanabileceği bir savaş değil (…)” 

Arnavutluk gibi küçük ve ekonomik sıkıntıları olan bir ülke için 30 sağlık görevlisi önemli bir kaynak, Edi Rama, konuşmasında bunun altını çiziyor yalnız vurguladığı konu başka. Avrupa Birliği’ne dahil olabilmek için ülkesinde ciddi reformlar yapmak zorunda kalan bu ülkenin Başbakanı nasıl bir birliğin üyesi olmak istediğini hatırlatıyor aslında. İyi günde, -seçici- insan dolaşımı ve ülkeler arasındaki sınırları kaldırması ile övünen bir kıtanın zor zamanlarda aynı sınırları nasıl kolaylıkla çekiverdiğini gösteriyor. Edi Rama, “bir yolu bulunacak, o cennete girilecek” diyen vatandaşları misali gerekli reformları gerçekleştirip Avrupa Birliği’ne girecek yakında, ilerlemeler onu gösteriyor, mesele o cennette ne bulacağı. Gerçekten bir birlik mi, yoksa bir para birimi etrafında toplanmış bir avuç insan mı?

Kategoriler: Avrupa, Ekonomi, Göçmenler, Kültür ve medya, Orijinal içerik, Sağlık, Siyaset, Uluslararası konular
Tags: , , , , , , , ,

Bülten

Elektronik posta adresini gir ve günlük haberleri sana gönderelim

Search

International Campaign to Abolish Nuclear Weapons

International Campaign to Abolish Nuclear Weapons

Arşivler

Except where otherwise note, content on this site is licensed under a Creative Commons Attribution 4.0 International license.