Eşcinseller evlilik dışında neler istiyor?

18.02.2020 - Barış Sulu

Eşcinseller evlilik dışında neler istiyor?
PxHere

Eşcinsel hakları denice ilk akla gelen nedense evlilik hakkı olmuştur. Genelde muhafazakâr medya ve siyasiler bu konularda bilinçsiz halkı hurafelerle korkutmaya çalışır. Herkesi eşitlemeye yönelik haklar karşısında durmaya çağrılar yapar, heteroların evliklerinin çok cici olduğunu iddia ederek bu kurumu bozabilecek tehlike(!) olarak eşcinselleri hedef tahtasına koyarlar ve onları toplumun temelini dinamitlemekle suçlarlar. Ancak bu haberler karşısında kaç lgbti+nin kendini kötü hissettiğini, intihara sürüklendiğini, söylemlerinin ve haberlerinin hangi kötü sonuçları doğurduğunu bilmez.

Aklı başında birinin kimi sevmesi kime aşık olması gerektiğini toplumun onayına sunmaya çalışmanın sorun olduğunu görmez, tam aksine bu aşkı sorun olarak tanımlarlar. Evet, aşık olmayı suç olarak tanımlamak akıl dışı geliyor değil mi böyle yazınca? Neyse ki bir çok ülkede bu söylemlerin yanlış olduğu biliniyor ve LGBTI+leri koruyucu yasalar var.

Durum sadece evlilikten ibaret değil ve olmayacak, çünkü heterolara ve ikili cinsiyete göre tasarlanmış bu düzen bir çok sorunu da beraberinde getiriyor. Lezbiyen, gey, trans, interseks, kuirler insanca yaşamak,  ayrımcılığa uğramamak, eğitimde zorbalıkla işyerinde mobbingle hatta öldüklerinde bile cenazelerinde sorunlarla karşılaşmak istemiyorlar.

1933-1945 yılları arasında Avrupa’nın tam ortasındaki Nazi döneminde, yaklaşık 6 milyon Yahudi ile birlikte eşcinseller, lezbiyenler ve Romanlar da toplama kamplarında katledilmişti. Bu vahşetin üstünden 80 yıl geçtikten sonra, geçtiğimiz Kasım ayında, Ceza hukuku üzerine düzenlenen uluslararası bir konferansta konuşan Katoliklerin ruhani lideri Papa Francis, eşcinsellere, Yahudilere ve Romanlara öfke duyan siyasilerin kendisine Adolf Hitler’i hatırlattığını belirtti.

Papa, “Eşcinsel eğilimi olanların, Yahudilerin ve çingenelerin uğradığı baskı, nefret kültürünün en iyi örneği. Bunlar o dönemde de yaşandı ve bugün halen devam ediyor” diye konuştu.

Evet, bunlar halen devam ediyor ancak artık transların ve eşcinsellerin eşit haklara sahip olduğu ve yasalarca korunduğu örnek ülkeler de söz konusu, birçok ülke yıllar önce bu yaşananlardan ders çıkartarak cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ile düzenlemeler yapıyor.

Hatta bir araştırma gösteriyor ki bu pozitif düzenlemeler sonrasında Danimarka ve İsveç’te eşcinseller arası intihar oranı yarı yarıya düşmüş.

Danimarka İntihar Önleme Araştırma Enstitüsü ile Stockholm Üniversitesi ortaklığında yapılan araştırmada, 1989-2002 ve 2003-2016 dönemlerinde eşcinsel ve heteroseksüel bireylerdeki intihar oranlarını karşılaştırılıyor ve iki dönem kıyaslandığında heteroseksüellerde intihar oranı yüzde 28 düşerken, eşcinsellerde bu düşüş yüzde 46 seviyesine kadar ulaşıyor. İsveç 2009’da, Danimarka ise 2012’de eşcinsel evliliği yasallaştırmıştı.

Geçtiğimiz hafta 9 Şubatta, ırk ayrımcılığını yasaklayan hali hazırda var olan mevzuatını genişletme kararı alan İsviçre, cinsel yönelim temelinde nefret uyandırma, ayrımcılık yapma veya kışkırtma eylemlerini yani homofobiyi %62 gibi yüksek bir oranla yasadışı hale getirdi.

Geçtiğimiz mayıs ayında ilk kez Brezilya anayasa mahkemesi homofobinin ve transfobinin suç olarak sayılmasına karar vermişti, anayasa mahkemesi ülkede aşırı sağ iktidarın LGBTİ+ haklarını sınırlandıracağı endişelerine karşılık bu kararı almıştı. Yasaya göre, cinsel kimlik ayrımcılığı yapanlara üç yıl hapis ve para cezası verilebilecek.

Bu arada Almanya’da Aralık ayında hazırlanan bir düzenleme ile eşcinsellere terapi görmesi gereken insanlar olarak yaklaşan ve bu şekilde yardımcı olmayı önerenleri bir yıl hapis cezası ve 30 bin Euro’ya kadar para cezası bekliyor olacak. Almanya Avrupa’da bu tür faaliyetleri yasadışı ilan eden ilk ülke olmuş olacak. Alman Sağlık Bakanı Jens Spahn yaptığı açıklamada “Eşcinsellik bir hastalık değildir. Dolayısıyla ‘terapi’ ifadesi son derece hatalı bir ifade ve yaklaşımdır. Bahsi geçen ‘terapiler’ bazen kişinin akrabaları bazen ise dini kurumlarda çalışan kişiler tarafından gerçekleştirilebiliyor ve bu da baskı altındaki bireyin ciddi ruhsal ve fiziksel zararlar görmesine neden olabiliyor” diye konuşmuştu. Bu yasanın 2020 yılının yaz aylarında parlamentodan geçerek yürürlüğe girmesi planlanıyor. Rakamlar gösteriyor ki bugüne kadar Almanya’da kayıtlara geçmiş olan bine yakın ‘ikna terapisi’ mağduru bulunuyor. Genel eşit muamele yasası tüm vatandaşlara cinsiyetlerinden ve cinsel yönelimlerinden bağımsız olarak eşit haklar tanıyor. Bu yasa lezbiyen, gey, biseksüel ve trans bireylerin (LGBT) ayrımcılığa uğratılmasını yasaklıyor. Federal Alman yönetimi 2017 yazında Ulusal Irkçılıkla Mücadele Eylem Planını genişleterek eşcinsellere ve trans bireylere yönelik nefreti de kapsayacak hale getirildi.

Şuan dünyanın çeşitli yerlerinde eşcinsellik konusunda akıl almaz bir uçurum söz konusu, 2020 yılında halen bir kaç ülkede eşcinseller idam cezası ile karşı karşıya, bazı ülkelerde hapis cezalarına ve işkencelere maruz kalıyorlar, bazı ülkelerde ise hiç adlarından söz edilmiyor, yasalarca tanınmıyorlar.

Ancak biliyoruz ki bu olumlu yasalar ve çalışmaların sayesinde LGBTI+ların yaşam kalitesi eşitlenecek, eşcinsellerin görünürlüğü ve küreselleşme ve bilim sayesinde de bu olumlu örnekler kartopu gibi büyüyüp tüm dünyaya bir an önce yayılacak.

Kaynak: EURONEWS, BIANET, Diken

Kategoriler: Avrupa, Farklılık, Güney Amerika, İnsan hakları, Toplumsal cinsiyet ve Feminizim, Yorumlar
Tags: , , , , , , , , , ,

Bülten

Elektronik posta adresini gir ve günlük haberleri sana gönderelim

Search

International Campaign to Abolish Nuclear Weapons

International Campaign to Abolish Nuclear Weapons

Arşivler

xpornplease pornjk porncuze porn800 porn600 tube300 tube100 watchfreepornsex

Except where otherwise note, content on this site is licensed under a Creative Commons Attribution 4.0 International license.

maltepe escort