Bugün Barış Çağrısı Daha da Önemli

15.01.2020 - Serdar Değirmencioğlu

Bugün Barış Çağrısı Daha da Önemli
(Resim kaynağı Photo by Sunyu on Unsplash)

Barış Akademisyenleri’nin “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı çağrısının üzerinden 4 yıl geçti. Yazarlarımızdan Serdar Değirmencioğlu’nun analizi. 

Çağrının tek amacı vardı: 7 Haziran 2015 genel seçimleri ardından yürürlüğe konulan savaş siyasetinin durdurulması, barış arayışına dönülmesi. İstenilen açıktı. Minarelerde keskin nişancıların, sokaklarda ölülerin, bodrumlarda yanık cesetlerin, duvarlarda JÖH/PÖH yazılarının bulunmadığı; kentlerin gözü dönmüşler tarafından yerle bir edilmediği bir ülke. Barış içinde birlikte yaşanan bir ülke.

Savaş siyasetinin amacı ise, bedeli ne olursa olsun, var olan tek adam rejimin sürdürülmesiydi. Bu siyaseti yürürlüğe koyanlar, barış çağrısı yapan biz Barış Akademisyenleri’ne yönelik bir saldırı başlatmakta hiç duraksamadılar. Bu zaten beklenemezdi çünkü rejimin üniversitelere yönelik tasarımları ortadaydı. Üniversitelere korku ikliminin yayılacağı ve bir muhalif kırımı başlayacağı öngörülüyordu.

Barış Akademisyenleri’ne yönelik saldırı dalgası başlatıldığında önce güvencesizler, yani özel üniversitelerde çalışanlar ve diğer sözleşmeliler işten atıldı. Çünkü sözleşmelilerin iş güvencesi yoktu. İş güvencesi neden bu kadar önemliydi?

“… iş güvencesi özgür düşüncenin, özgür, eleştirel düşünce ise üniversitenin olmazsa olmaz, temel ve kurucu koşuludur. İş güvencesinin ve özgür, eleştirel düşüncenin olmadığı bir kuruma üniversite demenin imkânı yoktur. Son planlanan değişikliklerle üniversite emekçilerinin elinden iş güvenceleri tamamıyla alınmak istenmektedir. Bu durum çalışanlara mobbing (yıldırma), farklı düşüncelerin baskı altına alınması, araştırma konularının özgürce seçilememesi, adam kayırmacılık, hiyerarşinin kutsanması gibi sonuçlarla yansıyacaktır”. (1)

Ama Barış Akademisyenleri’nin kadrolu olanları kolayca işten atılamazdı. Rejim, bunu Temmuz 2016’da başlatılan OHAL korku rejimi ve KHK hukuksuzluğu ile çözdü. KHK hukuksuzluğu ile üniversitelerin büyük çoğunluğu barış özlemini açık açık dile getirenlerden temizlendi.

KHK ile ihraçların rektörlüklerde hazırlanan listelere dayanılarak yapıldı. Bu listelerin nasıl hazırladığı ise, üniversitelerdeki kokuşmanın bir yansıması. AKP ve denetimindeki YÖK, akademisyeni akademisyene kırdırmak için, tıpkı 12 Eylül döneminde olduğu gibi fişleme, ispiyonlama vb. “yerli ve milli” yollar kullandı. Dahası, KHK ile ihraçlar başlamadan özel üniversitelerden ve kamudan atılan sözleşmelilerin KHK kapsamına alınması için yine rektörlükler tümüyle uydurma bilgiler içeren dosyalar hazırladı ve gerekli yerlere gönderdi. İşten atılan bir sözleşmelinin KHK kapsamına alınması, daha sonra idari mahkemede açılabilecek davaların ve olası işe iade kararlarının önünün kesilmesi içindi. Sonuçta, KHK kapsamına alınan Barış Akademisyenleri’nin kayıtlarına polis tarafından “PDY/FETÖ” notu düşüldü, el konulan pasaportlar ile ilgili davalarda dosyaların üzerine “PDY/FETÖ” yazıldı.

Akademisyenlerin güvencesizliğe itilmesi ve akademik özgürlüğün yok edilmesi üniversitelerin birer sahte üniversiteye dönüşmesi demek. Üniversiteler mantar gibi çoğalması, rektör, dekan vb. yönetici sayısının da, diplomalı sayısının da katlanması demek. Ders yükü, baskı ve korku artıyor. Muhbir yöneticiler de, işsiz ve uysal, yani makbul gençler de çoğalıyor. Bilimsel üretim ise azalıyor. 

Azalıyor çünkü tek adam rejiminin ürettiği üniversiteler sahte. Tıpkı ürettiği demokrasi anlayışı gibi. Bu rejim çökecek. Sahte akademisyen rektör ve dekanların ürettiği sahte suçlamalarla ömür boyu üniversiteden uzaklaştırılan, sivil ölüme itilmek istenen Barış Akademisyenleri er ya da geç haklarını geri alacaklar. Sahte suçlamalarla dolu bir iddianameye ve akıl almaz sözler söyleyen sahte hakimlere direndikleri ve sonunda aklandıkları gibi.

Bugün barış isteğimiz çok daha güçlü. Çünkü tek adam rejimi savaşı sınırlar ötesine yaymak ve büyütmek peşinde. Savaş siyaseti kaçınılmaz olarak çökecek. Bu rejim de. O zaman sahte akademisyenler ve sahte üniversiteler de yok olacaklar. O zaman, sahte akademisyenler de, sahte diplomalılar da hesap verecekler.

(1) 10 Soruda AKP’nin YÖK’ü Dönüştürme Politikası ve YÖK. Eğitim Sen Yükseköğretim Bürosu, Ankara

Kategoriler: Eğitim, İnsan hakları, Orijinal içerik, Siyaset
Tags: , , , , , , , , , , ,

Bülten

Elektronik posta adresini gir ve günlük haberleri sana gönderelim

Search

International Campaign to Abolish Nuclear Weapons

International Campaign to Abolish Nuclear Weapons

Arşivler

xpornplease pornjk porncuze porn800 porn600 tube300 tube100 watchfreepornsex

Except where otherwise note, content on this site is licensed under a Creative Commons Attribution 4.0 International license.